Sömürge ülke statüsü ve yabancı dille eğitim

Söz konusu olan "yabancı dil öğretimi" değil, yabancı dilde öğretim. Ülkenin en yetenekli öğrencilerine bilmedikleri bir konuyu bilmedikleri bir dille öğrenmeye mecbur ediyoruz. Akıntıya karşı yüzmeye zorlayan bir uygulama.

Yabancı dil öğretilmeli, yaz okulları, kamplar, kulüpler vb. vasıtasıyla yabancı dili öğretecek uygulamalar geliştirilmeli.

Ancak matematik, sosyoloji, fizik, müzik vb yabancı dilde öğretilmemeli.

Latin harflerinin kabulünden sonra her alanda başlayan "hafıza kaybı" ve "kavram kargaşası" önlenemez hâle geldi. Düşünce dünyamızda sarsıntılar meydana geldi.

Sosyal veya fen bilimlerinde ilerleme, yenilik yapma ancak dağarcıktaki bilgilerin üzerinde yükselindiğinde mümkün.

Keşif, icat, buluş kendi kavram ve kelimelerimizle yapılabilir.

Türk dilinde asgari 500 yıldır kullanılan kelimeler var. Mesela "müselles" gibi bir geometri terimini "üçgen" sözcüğü ile değiştirirken fikrî takibi ihmal eder, "müsellesat"ın yerine tümüyle alakasız "trigonometri" kelimesini korsanız, üçgen şekli ile onun türevi olan bu bilim dalının ilişkisini koparır, trigonometrinin aslında "üçgen bilim" anlamına geldiğini talebe öğrenemez.

Psikolojiden fiziğe, ekonomiden astronomiye, fikrî takibi önleyen on binlerce örnek verilebilir.

Fransızca rezonans sözcüğünü el alalım:

Seselim, tan tanlık, yankılaşım, titreşim ve nihayet çınlanım gibi anlamlar taşır. Bir açıklaması da şöyle:

"Salınımlı bir dizgenin, yinelenen bir sürücü kuvvet etkisi altında yaptığı zorla salınımların, sürücü sıklık sürülen dizgenin öztitreşim sıklığına eşit olunca çok büyük genliklere çıkma süreci."

"Terminoloji kaosu" dediğimiz bu durumun genç zihinlerde meydana getirdiği korku ve ricat, tartışmadan vareste olsa gerekir. (Eğitim Paradigmasına Yeni Bir Bakış, Alev Alatlı, s.86)

Mecelle'deki hâkim tanımını düşünelim:

Yargıç; "hakîm, fehîm, müstakîm, emîn, mekîn ve metin" olmalıdır.

Bugün hukuk talebeleri şöyle dursun kıdemli yargıçlar dahi yukarıdaki kelimeleri anlayamaz.

Psikonöroloji bilimi, dil ile düşünce arasındaki korelasyon katsayısının tama yakın olduğunu söyler. Dilin fakirleşmesi zihnî faaliyetin daralmasına yol açar. Adli sistemimizde gözlemlenen nitelik kaybı ile Türkçe arasındaki bağlantıyı gözden kaçırmamalı.

Yabancı dille eğitim, talebenin dağarcığındaki saklı bilgiler ile bağlantısını tümüyle keser. Öğrenci zamanının önemli bölümünü önüne konanı ezberlemeye ayırır, bu yüzden sorun daha da ağırdır.