Nurettin Topçu ve ideal nesil yetiştirme gayreti
ALİ ERKAN KAVAKLI
Defalarca okudum, her okuduğumda etkilendim.
Nurettin Topçu'nun İstanbul Erkek Lisesi'nde öğretmenlik yaptığı dönemde imam hatip okulu açılır. Hoca bu okula ayrı bir önem verir, aslî görevinin yanı sıra 1956-1957 ders yılından itibaren imam hatipte psikoloji, sosyoloji, din psikolojisi ve felsefe okutur.
Bir gün okul müdürüMahirİz'in odasına muhasebeci Saniye Hanım şikâyetle gelir, defalarca ders ücretinin hazır olduğunu söylemesine rağmen Nurettin Hoca'nın birikmiş üç aylık ücretini almadığını söyler.
Muhasebeci, ücreti ödeyip rahatlamak ister.
Mahir İz, hocayı odasına çağırır ve durumu izah eder.
Hoca, konuyu daha önce defalarca Saniye Hanım'a anlattığını söyler, neden ücret almak istemediğini tekrarlar:
"Bu okula ücret almak için gelmiyorum, Allah rızası için geliyorum."
Mahir Bey ısrar eder:
"Nurettin Bey, siz devletten daha mı zenginsiniz Bu sizin hakkınız. Sevap kazanmak istiyorsanız parayı alın, fakirlere dağıtın. Muhasebeci zimmetten kurtulsun."
Nurettin Bey gülümser:
-Siz benden daha akıllısınız, dediğiniz doğru ama burası bir din mektebi. Ben de buraya ibadet aşkı ile geliyorum ve biliyorsunuz ki ibadet de para için yapılmaz. Ben o parayı aldıktan sonra ha yemişim ha fakir fukaraya dağıtmışım! Ne fark eder
Odayı terk eder.
Nurettin Topçu bu vakadan sonra üç yıl daha İstanbul İmam Hatip Okulu'nda felsefe dersleri okutur ve tek kuruş ücret almaz.
Hoca, yıllar sonra ücret almama meselesini kendisine hatırlatan öğrencisiProf. EminIşık'a neden ücret almadığını şöyle açıklar:
"İmam hatip lisesinden mezun olan öğrenciler, genellikle din sahasında görev yapıyorlar. Din uğruna verilen hizmetler, hiçbir ücret söz konusu olmadan yalnızca Allah için yapılmalı. Ben hizmeti Allah için yapmalıyım ki öğrencilerimden Allah için hizmet etmelerini bekleyebileyim. Öğrencilerime önce ben örnek olmalıyım."
Topçu, 20 Kasım 1974'te yaş haddinden emekli olacaktır. Ders yılı başında İstanbul Erkek Lisesi Müdürü, hocaya şöyle bir teklifte bulunur:
"Hocam, dersler başladıktan bir buçuk ay kadar sonra nasıl olsa emekli olacaksınız. İsterseniz size ders programında hiç yer vermeyeyim, sizi mazeret izinli sayalım, ders zahmetinden muaf tutalım."
Hoca şu cevabı verir:
"Ne münasebet! Bu benim vazifem."
Böyle bir teklifte bulunduğu için okul müdürüne sitem eder.
Vefatından birkaç gün önce kendisini ziyaret edenlere şöyle der:
"Kırk sene öğretmenlik yaptım, mabede nasıl girdimse sınıfa da öyle girdim."
Peki, biz ne durumdayız
"Gençlik elden gidiyor, yeni kuşak nesil deist yetişiyor." diyenler ne yapıyoruz
İdealist gençlik yetişmemesinde öğretmenlerin rolü kesin ve tartışılmaz.
Yıllarca öğretmenler odasında öğrencilerinden şikâyet eden öğretmenler dinledim. Şikâyet bir çözüm mekanizması değil, hiçbir problemi çözmez.

13