Malazgirt zaferi ve Anadolu'nun vatan oluşu

Allah yolunda cihat için yola çıktık, Allah'ın adını yüceltmek için düşman karşısına dikildik. Ölürsek şehit, kalırsak gaziyiz. Mücahit olma şerefi Müslüman olarak bize yeter. Diyojen elçi göndermiş. Elçi bana, düşman iki yüz bin kişilik orduyla üzerinize geliyor, dedi.

Şu cevabı verdim:

-Ölümü şehitlik rütbesi sayan yiğitlerle biz onların üzerine yürüyoruz!

Allah yolunda cihat eden nice az topluluk, nice kalabalık ordulara galip gelmiştir. Peygamberimiz (sav) Bedir'de, ordusunun üç katı düşmanı Allah'ın yardımıyla yendi. Allah, dini için savaşanlara yardım eder.

Beyaz kefenimi giydim. Ölürsem beni bu elbisemle gömün.

Allah rızasını kazanmak için savaşacağız.

Düşmanın kalbine ok gibi saplanacağız!

Mızrak gibi yüreklerini deleceğiz!

Aslanlar gibi Allah Allah diyerek kükreyecek ve düşman üzerine atılacağız!

Ya Allah! Bismillah! Allahü Ekber!..

Hücuuuum!"

Kılıcını çekip en önde savaştı. Malazgirt Meydanı onun için ya zafer yeri veya mezar olacaktı. Selçuklu ordusu sel gibi Bizans askeri üzerine aktı.

Seneler sonra destan şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu Malazgirt Savaşını tasvir ederken şöyle der:

Aylardan ağustos, günlerden cuma

Gün doğmadan evvel iklim-i Rum'a

Bozkurtlar ordusu geçti hücuma

Yeni bir şevk ile gürledi gökler:

Ya Allah...Bismillah... Allahü Ekber!..

Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu

Ardında Oğuz'un elli bin tuğu

Andırır Altay'dan kopan bir çığı

Budur Peygamberin övdüğü Türkler...

Ya Allah...Bismillah... Allahü Ekber!..

Yiğitler kan döker, bayrak solmaya,

Anadolu başlar, vatan olmaya...

Kızılelma'ya hey!.. Kızılelma'ya!..

En güzel marşını vurmadan mehter:

Ya Allah...Bismillah... Allahü Ekber!..

İnsanın kanını coşturan bir heyecan tufanı. Altın tahta oturan, altın arabalara binen, lüks köşklerde safa sürenlerin anlayamayacağı bir heyecan!..

Bizans ordusundaki Peçenekler ve Oğuzlar, Alparslan ordusuna katıldılar, aynı kanı taşıyorlardı. Çetin bir savaşın sonunda Bizans ordusu perişan oldu, imparator esir düştü.

Gün batarken Anadolu yeniden Türklerin eline geçti.

Türklerin safına geçen bir köle, imparatoru tanıdı ve onu alıp Alpaslan'a götürdü.

Muzaffer komutan esirine iyi davrandı, acıdı ve kendisinden ne beklediğini sordu:

-Eğer zalim bir hükümdarsanız beni öldürürsünüz. Kibirli biriyseniz atınızın arkasına zincirler, yerlerde sürürsünüz. Merhametli biriyseniz fidye karşılığı ülkeme iade edersiniz.