Kudüs'ün sahipleri geliyor

Kudüs patriği, şehrin anahtarını halifeye teslim etmek istediklerini bildirdi.

Talep Hz. Ömer'e (ra) iletildi. Halife, kölesi ile Medine'den yola çıktı. Tek develeri vardı, yol boyunca sıra ile biniyorlardı. Kudüs'e yaklaştıklarında deveye binme sırası köleye geldi.

Köle, konuyu halifeye arz etti:

-Efendim, her ne kadar sıra benimse de Kudüs'e gireceğiz, halife olarak sizin devenin üzerinde olmanız daha uygundur. Halk, halifeyi kölesinin bindiği devenin yularını çeken biri olarak görmemeli. Sizin deveye binmeniz Müslümanların onuruna daha uygundur.

Hz. Ömer teklifi reddetti. Ona göre önemli olan adaletli davranmak ve Hakkın rızasını gözetmekti, insanların nasıl karşılayacağının bir önemi yoktu.

Devenin yularını çekmeye devam etti. Köle devenin sırtındaydı. Ülkeler fetheden koca devlet başkanı devenin ipi elinde, yaya yürüyordu.

Köle devenin sırtında, halife yaya Kudüs'e girdiler. Halk şehri teslim edecekleri halifeyi bekliyordu. Şehri kuşatmış olan İslam ordusu halifeyi gözlüyordu.

Gördükleri manzara karşısında herkesin gözü faltaşı gibi açıldı. İnanılır gibi değildi. Koca halife, kölenin bindiği devenin yularını çekiyordu. Zerrece kibir, gurur yoktu. Allah rızası kazanma arzusu halifeyi tevazu dağının zirvesine taşımıştı ama onun zirve diye bir derdi yoktu.

Vicdanı adaletli olmayı, hak ve hukuku yerine getirmeyi emrediyordu.

Arabistan, Irak, Suriye, Mısır, Yemen'in hükümdarı Hz. Ömer, şehrin kapısına geldi.

Kudüs patriği şehrin kapısından çıktı, elindeki anahtarı devenin üstündeki adama değil, yular tutan adama teslim etti.

Patrik yardımcısı şaşırdı ve sordu:

-Halife Ömer'i nasıl tanıdınız

-Kutsal kitabımızda Kudüs'ün anahtarını elbisesi yamalı, devesinin yularını çekerek şehre giren bir adama teslim etmemiz söylenmiştir. Halifeyi böyle tandık.

Hz. Ömer, 636 yılında gerçekleşen fetihten sonra Kudüs'teki gayrimüslimler için bir serbesti anlaşması (emanname) imzaladı. Müslüman olmayanlar, inancında serbest bırakılacak, kilise ve havralar açık olacak, ibadetlerini serbestçe yapabileceklerdi.

Müslümanların idaresindeki Kudüs'te asırlarca Hıristiyan ve Yahudiler, ibadetlerini kendi mabetlerinde serbestçe yaptılar.

Hz. Ömer'in şehri fethinden 363 sene sonra 1099'da haçlı ordusu Kudüs'e girince şehirde korkunç Müslüman katliamı yaptı.

Selahattin Eyyubî 1187'de şehri yeniden fethetti, Hz. Ömer'in kurduğu hürriyet zeminini yeniden tesis etti.

Yavuz Sultan Selim1517'de Memlük Sultanı Kansu Gavri'yi Mercidabık'ta yenerek Kudüs'ü Osmanlı topraklarına kattı.

Yavuz; İslam birliğini kurdu ve Müslümanların halifesi oldu.