Yazar, Hz. Muhammed'in Ebu Mahzure örneğinden hareketle eğitimde şefkat ve yeteneklerin keşfedilmesinin merkezi rolünü savunuyor. Bu iddiayı, kin dolu bir çocuğun ceza yerine saygı ve hediyeyle İslam'a geçtiği tarihî anekdot üzerinden temellendiriyor ve gönülleri kazanmanın yetenek geliştirme yoluyla mümkün olduğunu iddia ediyor. Ancak gönül kazanmanın duygusal momentum ve maddi ödüllere bu kadar bağlı kalması, uzun vadede ahlaki gelişimi gerçekten sağlayan şey nedir sorusunu açık bırakmıyor mu?
Sahabeler, alaycı çocukları yakalayıp Peygamberimize (sav) getirdiler.
Peygamberimiz (sav) çocukların seslerini duymuş ve bir sesin çok güzel olduğunu fark etmişti.
Çocuklar suçüstü yakalanmışlardı, cezalandırılmayı bekliyorlardı, başları öne eğik, yüzleri asık, süklüm püklüm ordu komutanının huzurundaydılar.
Şefkat Peygamberi (sav) sakin bakışlarla çocukları süzdü, duyduğu güzel sesin sahibini bulmak için sordu:
-Sesi gür olan hanginiz
Arkadaşları, Ebu Mahzure'yi gösterdiler.
Peygamberimiz (sav) gülümsedi, ötekileri gönderdi, Ebu Mahzure'ye döndü:
-Haydi, bir ezan oku!
Ebu Mahzure ezan okumak istemiyordu, İslam'a karşı kin ve nefret doluydu. Mekke fethedilmiş, Müslümanlar şehre hâkim olmuşlardı.
Peygamberimizin (sav) önünde ayakta duruyor, verilecek cezayı bekliyordu. Allah Resulü (sav) ne azarladı ne suçladı ne de ceza verdi. Tebessüm ediyordu.
Çocuğa ezanı öğretti ve ondan ezan okumasını istedi.
Ebu Mahzure bu emri isteksiz bir şekilde yerine getirdi.
Peygamberimiz (sav) çocuğun sesini beğendi, elini başına koyup alnını ve göğsünü okşadı.
Ebu Mahzure'nin burnuna gül kokuları doldu, bu koku onun gönlünü mest etti, başını okşayan el sadece şefkat taşımıyor, gül kokuyor ve merhamet sunuyordu. Göğsünü okşayan el, gönlünü de okşuyordu. İçi sevinç ve huzurla doldu.
Ay yüzlü, siyah gözlü, hilal kaşlı, şefkatli Nebi (sav) ona içi gümüş dolu bir kese hediye etti. Alnını ve göğsünü sıvazladı, dua etti:
-Mübarek olsun!
Korkuyla cezalandırılmayı bekleyen çocuk çok şaşırdı, sevinçle keseyi aldı. Mutluluktan uçacaktı. Herkesin önünde cezalandırılma beklerken herkesin içinde övülmüştü. Mekke'yi fetheden, Taiflileri yenen ordu komutanından ödül almıştı, içi içine sığmıyordu.
İçindeki kin ve düşmanlık hisleri kayboluverdi, gönlü ona karşı sevgiyle doldu. Kendini ödüllendiren komutana sevinçle baktı, Müslüman olmaya karar verdi, heyecanla:
-Ya Resulellah, Mekke'de ezan okumama müsaade eder misiniz
Gönüller Sultanı (sav) gülümsedi. Çocuğu kazanmıştı. Kalpleri kazanmak için Mekke ileri gelenlerine servet dağıtmıştı. Ebu Mahzure'nin istediği neydi ki!.. Üstelik çok güzel bir şey istiyordu.
Gülümseyerek, müsaade ettim, buyurdu.
Ebu Mahzure öylesine sevindi ki dünyalar onun oldu. Devlet kuşu başına konmuştu. Etrafa baktı, herkes ona imreniyordu. Minnetle Peygamberimize (sav) teşekkür etti.
Peygamberimiz (sav) onu Mekke valisi Attâb b. Esid'e gönderdi ve Kâbe'de müezzinlik yapmasına izin vermesini emretti.
Ebu Mahzure, Peygamberimiz (sav) Mekke'de kaldığı sürece Kâbe'de Bilâl-i Habeşî ile birlikte ezan okudu.

19