Türkiye ekonomik olarak kalkındı, kişi başına düşen milli gelir 2002'de 3.100 dolar iken bugün 17.000 dolar, zenginleştik.
Avrupa ve Amerika'da görülen zengin hastalıkları yakamıza yapıştı. Boşanma oranları Avrupa ve ABD'de bizden kat kat fazla, bizde de artıyor. İntihar, şiddet, cinayet, hırsızlık, içki içme oranı, cinsel tacizler zengin ülkelerde daha yaygın.
2008'de bir evde 4 kişi varken 2025'te 3.08'e düşmüş. Hane halkı 17 yıl içinde gerilemiş. Evde çocuk sayısı 2'den 1"e inmiş.
Millet olarak geleceğimiz tehdit altında.
Evlenmek, günahlara karşı sığınabileceğimiz kale inşa etmektir. Evlenen insan şehvetini helal dairede kullanır, harama girmeye ihtiyacı duymaz.
Evlenmek sünnet, Peygamberimiz (sav) evliliği teşvik etmiş:
"Evleniniz, çoğalınız, kıyamet gününde ümmetimin çokluğu ile iftihar edeceğim."
Evlilikte maksat, neslin devamıdır, bu da hayırlı evlat yetiştirmekle mümkündür.
Peygamberimiz (sav); "Hepiniz çobansınız, hepiniz sürünüzden sorumlusunuz." buyurur.
Evlenmek, sorumluluk üstlenmektir. Huzurlu bir yuva fedakârlıklar sayesinde kurulur. Evlilik, fedakârlığı göze almaktır; eşi ve çocukları için birtakım zorluklara ve zahmete katlanmak gerekir.
Evlilik, huzur ve mutluluk kaynağıdır.
Çocuklarımız en büyük servetimizdir.
Araştırmalar, insanların en çok çocuklarla beraber oldukları zamanlarda mutlu olduğunu gösteriyor. Çocuk mutluluk kaynağıdır.
Çocuklu ailelerde boşanma oranı, çocuksuz ailelerden % 50 daha az. Çocuk ailenin çimentosu, onu yıkılmaktan koruyor. Çocuk ne kadar çoksa boşanma oranı o kadar az.
Kişi öldüğü zaman amel defteri kapanır. İmam Gazalî, kabre giren kişinin çaresizlik içinde şöyle bir dilekte bulunacağını yazar:
"Allah'ım, bana bir nefeslik daha ömür ver de bir kere daha 'la ilahe illellah' diyeyim."
Kabirde bir kere daha kelime-i tevhidi söyleme fırsatı yok ancak kişi hayırlı evlat yetiştirmişse günde en az beş vakit hayır dua alır, amel defterine sevaplar yazılır. Evlatlarımız tahiyyata şöyle dua ederler:
"Allah'ım; beni, anne ve babamı ve bütün müminleri hesap günü affet!"
Hayat rüzgâr gibi geçiyor.
"Geldi geçti ömrüm benim,
Bir yel esip geçmiş gibi.
Hele bana şöyle gelir,
Bir göz açıp yummuş gibi." der Yunus Emre.
Peygamber Efendimiz (sav), sebep olan yapan gibidir, buyurur.

22