Büyük rüya görebilmek

Devlet sadece ordusu ve savaş gücüyle en büyük değil.

Her şeyden önce adaletli bir yönetim sistemi kurmuşlar. Vatandaşın önemli bir kısmı Müslüman olmamasına rağmen devletten memnun.

Bizanslı bir papaz, "İstanbul'da kardinal şapkası görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederim." diyor.

Osman Gazi, kendisine suikast kurulması sonucu Bizans tekfurları ile savaşmak zorunda kalır. İnegöl tekfurunun çevre tekfurlarla ittifak edip kendisine tuzak kurması sonucu onlarla savaşa girişir. Karacahisar, Bilecik, İnegöl, Yenişehir gibi birçok şehri fetheder.

Fethettiği yerlere adaletli bir vergi sistemi getiriyor. Halktan, Bizans tekfurlarından daha az vergi alır. Ayrıca halkın can, mal ve namusunu korur. Hıristiyan halk Osmanlı idaresinden son derece memnun kalır.

Osman Gazi'nin adalet terazisini doğru tutmasını sebebi, inancı.

İslamiyet adaleti emreder.

Osman Gazi'nin yetişmesinde büyük emeği olan Ahi şeyhi Şeyh Edebali şöyle der:

"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın."

Kayı aşireti Söğüt'e yerleştiği günden itibaren 1699 Karlofça Antlaşmasına kadar 400 sene hep büyüyor ve ilerliyor.

Aşiretten devlete yürüyüşte en önemli etken, devleti yöneten padişahlar. İlk on padişah, devlet başkanı olduğu kadar ordu komutanı. Ömürleri at sırtında geçmiş.

Osman Gazi, ordusu Bursa'yı fethettiği zaman vefat eder.

Murat Hüdavendigar, Kosova'da haçlı ordusunu yendikten sonra savaş alanını gezerken bir Sırp savaşçının saldırısı sonucu şehit olur.

Fatih, ordusuyla sefere çıktığında Maltepe civarında hastalanıp ruhunu teslim eder.

Yavuz, Mısır seferinden döndükten sonra yeni bir sefer için hazırlık yaparken ölür.

Kanunî, Zigetvar Seferine çıktığı zaman kaleyi fethederken vefat ediyor.

Osmanlı Devleti'ni kuran ve yücelten hükümdarlar büyük rüyalar görüyor ve ideallerinin peşinden koşuyorlar.

OSMAN GAZİ'NİN RÜYASI

Müneccimbaşı Ahmet Dede, Müneccimbaşı Tarihi adlı eserinde Osman Gazi'nin şöyle bir rüya gördüğünü anlatır:

"Bir gece bir köyde imamın evine Osman Gazi konuk olup otururdu. Ardında bir pencere vardı. Meğer onda bir Mushaf-ı Şerif komuşlardı. Sahib-i hane Osman Gazi'ye eyitti:

-Küstahlık olmasın, kereminden eğil, ardında nesne var, alayım.

Osman Gazi eyitti: