Fransa'daki bir haftalık iş gezisi sona ererken, Fransa'ya bir de demografik açıdan bakayım dedim.
Eski kartpostallardaki o "tek tip", sarışın, mavi gözlü, kilise çanlarının gölgesinde kruvasanını yiyen Fransa imajı yavaş yavaş tarih sahnesinden çekiliyor. Son 25 yıla dönüp baktığımızda, Eyfel Kulesi'nin gölgesindeki ülkenin radikal bir kabuk değişimine şahit oluyoruz. Ancak sağ siyasetin kıyamet senaryoları ile sokaktaki gerçeklik arasında devasa bir makas var.
Peki, Fransa gerçekten iddia edildiği gibi tamamen kimliğini mi kaybediyor, yoksa sadece form mu değiştiriyor İstatistiklerin fısıldadığı gerçek, korkulardan çok daha karmaşık.
Büyük Şehirlerin Yeni Çehresi: Esmerleşen Metropoller, Direnen Taşra 2000 yılında 60 milyon olan Fransa nüfusu, bugün 68,8 milyona dayanmış durumda. %15'lik bu büyümenin arkasında sadece uzayan ömürler değil, çok daha dinamik bir faktör var: Göç dalgası ve göçmen ailelerin doğum oranları.
Fransa'da resmi olarak etnik sayım yapmak yasak; yani devlet kimsenin ten rengini veya göz rengini kaydetmiyor. Fakat sosyolojik körlük, gerçeği değiştirmiyor. Bugün Fransa nüfusunun yaklaşık %20-25'i göç kökenli. Özellikle Kuzey ve Sahra Altı Afrika'dan gelen dalga; Paris, Marsilya, Lyon ve Lille gibi dev metropollerin fizyonomisini tamamen değiştirdi. Sokaklarda artık esmer tenler, siyah saçlar ve kahverengi gözler çok daha hakim.
Madalyonun Diğer Yüzü: Bu değişim homojen değil. Büyük şehirler birer kültürel erime potasına dönüşürken, Fransa'nın kuzeybatısı ve kırsal taşrası o bildiğimiz geleneksel Avrupai görünümünü büyük oranda koruyor. Yani "Fransa bitti" demek ne kadar yanlışsa, "Fransa aynı kaldı" demek de o kadar körlük.
Çanlar Kimin İçin Çalıyor Çocuğu Olmayan Bir Toplum
"Sarışın Fransa" neden azalıyor
Popülist siyasetçilerin iddia ettiği gibi "göçmenler yerel halkı istila ettiği" için mi Hayır. Asıl sebep, Fransızların artık çocuk yapmaması ve hızla yaşlanması.
2010 yılında: Kadın başına düşen çocuk sayısı 2,02
2025 yılında: Bu oran 1,56'ya geriledi.
Daha da çarpıcı olanı, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri ilk kez Fransa'da ölüm sayısı doğum sayısını geçti. Geleneksel Fransız aileleri yaşlanıp sahneden çekilirken, nüfusu dinamik tutan tek şey göçmen kökenli ailelerin üretkenliği oluyor.
"Müslümanlaşma" Efsanesi ve Seküler Realite
Kamuoyundaki en büyük panik dalgası şüphesiz şu soru etrafında dönüyor: Laik Fransa, İslam bayrağı altına mı giriyor
Resmi veriler (Insee), bu korku temelli iddiaları boşa çıkarıyor. 18-59 yaş grubundaki inanç haritasına baktığımızda karşımıza çıkan tablo oldukça şaşırtıcı: İnanç Grubu Nüfus Oranı (%) Dinsizler (Ateist, Agnostik vb.)%51
Katolikler%29
Müslümanlar%10
Diğer Hristiyanlar%9
Diğer Dinler%1. Görüldüğü üzere, Fransa'nın en büyük "dini" grubu aslında hiçbir dine inanmayanlar. İslam %10 ile ikinci sırada ancak sanıldığı gibi ülkeyi ele geçiren bir çoğunluk olmaktan çok uzak.

25