Bir zamanlar dünya düzeninin değişmez olduğu söylenirdi.
Teknoloji Batı'nın, finans Batı'nın, yazılım Batı'nın, gökyüzü Batı'nın, denizler Batı'nın...
Peki bugün ne oluyor
Sessiz ama derin bir devrim yaşanıyor.
Ve bu devrimin adı Çin.
Çin artık sadece üretim yapan bir ülke değil; kuralları yazan, standartları belirleyen ve alternatif sistemler inşa eden bir güç haline geliyor.
Dikkat edin...
Pekin yönetimi yalnızca yeni teknolojiler geliştirmiyor.
Aynı zamanda Batı'ya olan bağımlılığını birer birer terk ediyor.
GPS'e mahkûm olmaktan vazgeçiyor.
BeiDou ile kendi navigasyon ağını kuruyor.
Boeing'e bağımlı olmaktan çıkıyor.
Kendi yolcu uçaklarını üretiyor.
Amerikan çiplerine muhtaç kalmıyor.
Kendi yarı iletken ekosistemini inşa ediyor.
Windows'u bırakıyor.
Kendi işletim sistemlerini devlet kurumlarına yerleştiriyor.
Oracle'ı terk ediyor.
Kendi veri tabanlarını kullanıyor.
Tesla'nın, Toyota'nın ve Avrupa otomotiv devlerinin karşısına kendi elektrikli araç devlerini çıkarıyor.
Doların küresel hakimiyetine meydan okuyor.
Enerji ticaretinde kendi para birimini kullanmaya başlıyor.
Batı'nın tohumlarını, yazılımlarını, tıbbi cihazlarını ve sosyal medya platformlarını bile alternatifleriyle değiştiriyor.
Asıl soru şu:
Bu gelişmeler sadece ekonomik başarı hikâyeleri mi
Yoksa dünyanın güç merkezinin yer değiştirmesinin işaretleri mi
Çünkü tarih bize şunu gösteriyor:
Hiçbir hegemonya sonsuza kadar sürmez.
Roma da öyle sanıyordu.
İspanyol İmparatorluğu da...
Britanya da...
Bugün ise benzer bir sınavın içinde Amerika bulunuyor.

27