Zamanın ve mekânın yegâne sahibi olan Yüce Allah'ın kâinata ve insanlığa en büyük ikramı, hiç şüphesiz Fahr-i Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) dünyayı teşrifidir. Hicri takvime göre Rebiyülevvel ayının 12. gecesine denk gelen Mevlid Kandili; yalnızca takvimsel bir yıldönümü değil, varlığın özüyle kucaklaşması, cehalet karanlığının ilahi nurla aydınlanmasıdır. "Mevlid" kelimesi köken olarak doğum yeri ve zamanını ifade etse de gönül dünyamızda ilahi rahmetin tecelli ettiği an demektir.
Tarihten Günümüze Bir Muhabbet Mirası
Mevlid gecesi kutlamaları, asr-ı saadetten sonra İslam coğrafyasında derin bir gelenek haline gelmiştir. Özellikle 12. yüzyıldan itibaren büyük kandil merasimleriyle ihya edilen bu gece, Osmanlı'da da "Mevlid Alayları" ve minarelerde yakılan kandillerle şehirleri aydınlatmıştır. Süleyman Çelebi'nin kaleme aldığı meşhur Vesîletü'n-Necât (Mevlid) eseri ise yüzyıllardır minarelerden gönüllere akan o eşsiz sevginin en narin ifadesi olmuştur.
Bu mübarek gece, insanlığa merhameti, adaleti, ahde vefayı ve güzel ahlakı öğreten O Kutlu Rehber'i yeniden idrak etme zamanıdır. Asıl gayemiz, O'nun şahsında Yüce Rabbimize kulluğumuzu tazelemek, kalbimizi O'nun Sevgilisi'nin ahlakıyla ziynetlendirmektir.
Bu gece, sadece geçmişi yad etmek değil; Efendimiz'in (s.a.v.) getirdiği adalet ve merhamet mesajını günümüze taşıyarak Yüce Allah'a iyi bir kul olabilmektir. Yüce Allah ibadetlerimizi, dualarımızı ve tövbelerimizi kabul eylesin . MevlidKandilimiz mübarek olsun.
Kulluğun Zirvesi: Bu Geceyi İbadetle İhya Etmek
Mevlid Kandili, Yüce Allah'a olan şükran borcumuzu eda etmek ve O'na yakınlaşmak için eşsiz bir vesiledir. Bu geceyi fırsat bilerek O'nun huzurunda durmak, ruhun en derin şifasıdır:

28