ABD'nin bedeli ağır bir arama & kurtarma operasyonu: İran çölünde evdeki hesap çarşıya uymadı

İran çölünde ABD'nin başarısız kurtarma operasyonu, teknolojinin her zaman siyasi iradeyi yenmeyeceğini gösterdi; peki kaç daha benzer çatışma bu dersi yazması gerekir?

Ali Coşar
Bugün
18
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İran'da yaşanan bir kurtarma operasyonunun başarısızlığını anlatarak, teknolojiye ve askeri gücüne sahip bir devletin, kendi topraklarını savunan kararlı bir iradesiyle karşılaştığında planlarının bozulabileceğini iddia ediyor. Bu iddiayı gerçek bir operasyonun detaylarıyla örneklendirerek, modern savaşın hesaplanamayan insan faktörünü vurguluyor. Ancak yazının İran'ın operasyonda kaybına veya ABD'nin elde ettiklerine değinmeyişi, tamamlı bir analiz yapmanın mümkün mü?

Gece çökmüştü... İran'ın güneyinde çöl, sadece kumdan ibaret değildi artık; yanmış metal, parçalanmış gövdeler ve kanın kokusu rüzgâra karışmıştı. Ufukta yükselen duman, bir kurtarma operasyonunun değil, iki iradenin çarpışmasının iziydi.

Bu kez hikâye tek taraflı değildi.

Her şey bir düşüşle başladı. ABD'ye ait F-15E vurulduğunda, gökyüzü sadece bir uçağı değil, bir planı da kaybetmişti. Mürettebattan biri kurtuldu: Silah Sistemleri Subayı... Yaralıydı, yalnızdı ve düşman topraklarının derinliklerindeydi.

Ama o yalnız değildi.

Çünkü bu topraklar, kendi insanını tanıyordu.

İran'ın güneyinde, devletin zayıf olduğu değil; aksine reflekslerinin en sert olduğu bir coğrafyada alarm çaldı. Devrim Muhafızları ve Besic unsurları hızla bölgeye yöneldi. Onlar için bu bir "olay" değildi.

Bu, vatan toprağıydı.

Ve o toprağa izinsiz giren herkes, düşmandı.

ABD için ise mesele farklıydı.

Bir asker içerideydi.

Ve ABD, askerini bırakmazdı.

Operasyon emri verildi.

Gece yarısı... Gökyüzü sessizliğini bozdu.

HC-130'lar ve Little Bird helikopterleri İran'a sızdı. Özel kuvvetler indirildi. Ama plan, harita üzerinde kaldığı gibi işlemedi.

Çöl, kâğıt üzerindeki bir koordinat değildi.

İki C-130, iniş sonrası kalkamadı. Yumuşak zemin, devasa makineleri yuttu. O an sahadaki gerçek ortaya çıktı:

Burası kontrol edilen bir alan değil, düşman coğrafyasıydı.

Ve o coğrafya, hatayı affetmezdi.

ABD, kendi uçaklarını imha etti.

Ama bu bir geri çekilme değil, zorunlu bir inkârdı.

Bu sırada yerde başka bir gerçek yaşanıyordu.

İran birlikleri bölgeyi sardı.

Sadece askerler değil, inançla hareket eden milisler de vardı. Onlar için bu bir operasyon değil, bir savunmaydı. Kendi topraklarında, yabancı bir güce karşı verilen çıplak bir mücadele...

Temas kaçınılmazdı.

Ve çatışma başladı.

Geceyi delen silah sesleri, iki farklı dünyanın çarpışmasıydı.

Bir tarafta teknoloji, koordinasyon, küresel güç...

Diğer tarafta ise tanıdığı toprağı savunan, geri adım atmayan bir irade...

ABD hava gücü devreye girdi. Yoğun ateş, İran unsurlarını bastırmaya çalıştı. Ama bu, tek taraflı bir üstünlük değildi.

Bir A-10 vuruldu.

Helikopterler hasar aldı.

ABD unsurları yaralandı.

Bu, "hızlı ve temiz" bir operasyon olmaktan çıkmıştı.

Bu, sert bir kayaya çarpmanın hikâyesiydi.

İran birlikleri geri çekilmedi.

Çünkü onlar için bu, sadece bir askerî temas değil; egemenlik meselesiydi.

Her geçen dakika, ABD için risk büyüyordu.