Ömrümün varı

Ali Bal
Bugün
28

Gün kısalıyor. Yapraklar sararıyor. Yüzümüzde solgun hüzünler. Bavullara sığmayan yol hikâyeleri başlı kalıyor. Hafıza dolu, ekranda uyarı. Ağırlaşan sayfaları çeviremeyen mecalsiz bünye. Ve cevapsız çağrıların silinen kaydı.

Düşmüyor hiçbir arama. Meşgul. Hayata kapalı yüz. Tıkanmış yolların ağırlığı. Seyretmiyor.

Bir bir çekiliyor kenara kim varsa. Gözbebeğinden vurulan bir kuşun çırpına çırpına düşüşü... Sahi, canı tenden ayıran bu ayrılığın hükmünü onaylayan makama yapılan itirazı kim kabul eder Hedefine can koyup, tüm ışıkları söndüre söndüre avını tuzağa çekenlerin iştahını kim durdurur

Şimdi alışveriş merkezlerine akın var. İçinden çıkılmıyor hiçbir hesabın. Hesap makinesine dönen kalplerde ritim bozukluğu...Bozulan diyetler, can sıkıyor terazilerin ekranı. Yeni alınan dertler. Harcanan sevgilerin yerine konan güvensizlik hissi. Sofradan eksiliyor tat. Ömür, parçalanıyor boy aynasında. Kanıyor çiçek.

Dipten gelen deprem sesi. Kırılan gönüllerin parçası nereye düşer Bir avuç gönül kırığı...

Ayrılık çeşmesinde hüsnünden hüzün akan... Sabır... Bilinmez yazgının karanlığı ak göğsünde parçalanacak. Ağaracak gün. Toprak suya, hasret tene kanacak.

Bir ömre hüsn-i matla' olan sözler kesilmişse nefes durmaz mı Acılar denizi içten içte kalbe vurmaz mı Bilense de kör bıçak, kavuşmaz bir can bir cana. Ömür, elde kalır, mahcup dönülür akşama.

Bulutlar yorgun. Duası olmadığı hâlde dahası geliyor yağmurun. Günahsız bir ağızdan çıkacak söze muhtaç değil mi dünya Dönüyor ömür çarkı, döndürüyor başları. Notalar karışıyor. Ahenk bozuluyor. O yakıcı sual beyni zonklatıyor: Bu ömür nasıl geçecek

Var olmaktır ömür, yaşamak özgürce ve doyasıya. Kaderi, keder olan ömür evinin çatlayan temeli nasıl onarılır Hangi formül, hangi teknik, hangi mühendis yeniden ayağa kaldırır bu evi

Kirli aynalara düşmeyen sûretin günahı var mıdır Ol sûretten mahrum olanın ömrü neye yarar ki Ol sûret, güneşle uyanırsa güneş onu kıskanmaz mı Gerçi aldanmamak lazım görünüşe. Çünkü şöyle demişti Niyâzî-i Mısrî: "Zâhidâ sûret gözetme içeri gel câna bak/Vechi üzre gör ne yazmış defter-i rahmâna bak"

Nasıl geçer bu ömür Sessizlik en acı sözlerle dolan namlu. Kalbi parçalayıp çıksa belki geçer yaralar. Saplanıp kalır, kalır ve pas tutar kalp. Mahrum bir kalbe iyi gelecek sözler, gerili yayda bekleyen ucu paslı ok misali. Dünya huzur arayışının durağı, kalbe mezar...