Edebiyat içinde çeşitli türleri barındıran bir alandır. Bazı yazarlar bu türlerden bir ya da birkaçı ile eser verirken bazıları hemen her türü ile ilgilenmiş ve eserler vermiştir. İlhan Kurt da şiirleri, romanları, hikâyeleri, eleştiri yazıları, denemeleri ile birçok türle ilgilenen edebiyatçılar arasında yer almaktadır.
İlk kitabı Araf (şiir) 2014 yılında yayımlandıktan sonra sırasıyla Ayasofya'nın Gözyaşları (roman), Dukas/Mekir (hikâye), Kül ve Köz (şiir), Karınca Nefesi (siyer-hikâye), Yirmi Bir (roman), Pervane (roman) ve son olarak Mesela (şiir) kitapları yayımlanan İlhan Kurt, uzun yıllar süren dergicilik çalışmalarını "Gölgelerden çıkıp güneşe karşı kendi şapkam altında yol yürümeye karar verdim." diyerek çıkarmaya başladığı Derhal edebiyat ve kültür dergisinde sürdürmeye karar vermiş. Bu anlamda vefa borçlu olduğu Dil ve Edebiyat dergisinden de ayrılmamış.
Derhal'in, yozlaşma ve kirlenmenin zirve yaptığı bu zamanda insanı "Derhal" edebiyata ve kültüre çağırmanın yani insanı kendine çağırmanın bir görev olduğu bilinci ile yola çıktığını vurgulayan İlhan Kurt'a Derhal ile ilgili sorular yönelttim.
1-Dergi çıkarma fikri nasıl oluştu, anlatır mısınız
Töre dergisi ile başlayan dergi yolculuğum Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Barbar ve Anadolu Gençlik gibi dergilerin sayfalarına uğradıktan sonra Dil ve Edebiyat dergisinin çatısı altında konuşlandı. Burada uzun bir süre dernek yönetiminde ve dergi yayın kurulunda görev yaptım. Ancak artık gölgelerden çıkıp güneşe karşı kendi şapkam altında yol almanın zamanı geldiğini düşünerek Derhal'i çıkarmaya başladım.
2- Edebiyat tarihimize baktığımızda edebiyat dergileri kendi anlayışlarını ortaya çıkartarak yeni bir yol açmaya çalışmışlardır. Bu bağlamda Derhal edebiyat dergisinin iddiası nedir
Derhal'in ilk sayısının "Başlarken" yazısında bunu şöyle ifade etmiştim: İnsanın hakikat tınısını kaybetmek üzere olduğu bir çağa doğru hızla giderken insanlığın özünden kopup gelen nefesi olma şansını kaçıramazdık. Derhal varlığı ile bu görevi yerine getiren her şair ve her yazarı her dergiyi takdirle karşılayarak onların yapay çağa üfledikleri bu soluğa soluk katma heyecanı ile var olmak için çıkıyor. Gelip kapısına dayandığımız diji/yapay çağ insanlığın son dönemecidir. Böylesi bir zamanda sessiz kalamazdık.
3- Her derginin anlayış birliği içinde olduğu bir ekibi olduğunu biliyoruz. Siz sanatta ekipçe hareket etmeyi doğru buluyor musunuz
Ekip her çalışmada önemlidir. Ekipçe bir faaliyeti yerine getirmek, bir dergiyi bir gazeteyi çıkarmak başarının olmazsa olmaz şartlarındandır ancak ekipten anladığımız aynı tarz ile yazmaya ve söylemeye başlamaksa işte bu kalıplaşmadır ki buna bakışım olumsuzdur. Bazı dergileri elimize aldığımız vakit birçok eserde şiir editörünün şiir tarzını, nesir editörünün anlatı tarzını görüyoruz. Farklı isimler altında aynı yaklaşımı yazdırmaksa ekip olma işi işte bunu kabul edemem. Yani yayın yönetmenlerinin, editörlerin yetiştirdikleri herkesi kendilerine benzetme gayretleri ile oluşacak ve ekip ruhu adı altında edebiyat çeşitliliğini öldürecek bu yaklaşıma karşı çıkıyorum.
4- Günümüzde çıkan edebiyat dergilerine baktığımızda Derhal'in onlardan farkı nedir
Farklı olma iddiasında değiliz, hatta bir iddiada değiliz. Okurların iddiasız dergi mi olur, der gibi olduğunu hissediyorum. Edebiyat dünyası birbirlerini tekfir eden akımlarla dolu. Bizse şiire ve nesre her dokunan elin ona bir kıymet verdiği düşüncesindeyiz. Bu anlamda bir iddiamız değil ama bir niyetimiz var. İnsanlığın gelişiminde fosili görmeden galaksileri izaha çalışanlara inat, uzanıp dedesinin elini öpen bir dudak da bir bebeğin başını okşayan el de kıymetlidir bizim için.
5- Dijital yayıncılığın yaygınlaştığı bir dönemde basılı yayıncılığı nasıl değerlendirebiliriz
Her çağ kendi dili ile konuşur ve yaşar. Matbaanın ilk çıktığı zamanlardaki türden tartışmaları böylesi bir çağda sürdürmeyi anlamsız görüyorum. İster dijital, ister basılı olsun, okura bir şeyler vermenin peşinde olan herkesi saygı ile karşılıyorum. Hangisini kullanacağı okura bırakılmalı. Her an ulaşabileceği teknolojik aletlerle okumayı tercih edenlerin yanı sıra derginin baskılı hâlini eline alınca ilk yaptığı iş onu koklamak olanları da mahrum etmemenin iyi bir tercih olacağı kanaatindeyim.
6- Yapay zekânın edebi üretimleri etkileyeceğini düşünüyor musunuz Çünkü yayınlanması için size çok eser geliyordur. Bunların farkına varmak mümkün mü
Yapay zekânın hemen her alanda olduğu gibi edebiyat alanını da etkileyeceği kanaatindeyim. Hatta en çok etkilenecek alanlardan biri olacak edebiyat. Fakat bunun edebiyatçıyı her şeyden önce kendisini mutlu eden yazma eyleminden vazgeçirebileceğini sanmıyorum. Yapay zekâ yazmış da okur bunu anlamayıp bir güzel şiir daha okudum demişse ne yapalım, öyle olsun.
Açıkçası seçerken gelenlerin bir yapay zekâ ürünü olup olmadığına bakmıyorum çünkü gelen eser altında ismi olan müellifi bağlar. Yapay zekâyı kullanıp okuru kandırmak isterse o da onun çiğliğidir.
7- Size gelen eserler, yayınlanmak için nasıl bir incelemeden geçiyor
Çok eser geliyor. Açıkçası bu sevinilecek bir durum ancak işimizi zorlaştırıyor. Dergicilikte en zor yan bir yazara eserinin yayınlanmayacağı mesajını göndermek. Bu zorluktan dolayı biz sade bir mesajı seçiyoruz. Neden yayımlanmadığına dair ahkâm kesen ifadeleri kırıcı buluyorum. Özelde nedenini öğrenmek ya da yazı hayatına başlayıp destek isteyenlerlerle de iletişime açık olduğumuzu ifade etmiş olayım. Sorunun asıl istediği cevaba gelirsek; her tür için editörümüz var, onlar gerekli çalışmaları yaparak yayımlanmasını düşündükleri eserleri seçiyorlar.

17