Zulmü 1453'te başlatanlar

Ali Akben
Bugün
33

Müslümanlardan herhangi bir kişinin müzede hatta müzenin dış duvarlarında ibadet etmesine müsaade edilmediği gibi gizli açık ibadet edenler ise kodese tıkılmıştır.

Müslüman halk 86 yıl boyunca her 29 Mayıs günü "zincirler kırılsın Ayasofya açılsın" sloganları ile bu zulmü telin ederken bazen coplanmış bazen dövülmüş bazen ise hapsedilmiş ama pes etmemiş, direnmiştir.

Bizzat bu zulmü yaşamış bir vatandaşım. Bir 29 Mayıs günü Fatih-Taksim yürüyüşünde Unkapanı köprüsünde mağdur olmuşluğum ve coplanmışlığım var.

Merhum üstadın Necip Fazıl

"Ayasofya açılacak... Hem de öylesine açılacak ki, kaybedilen bütün mânalar, zincire vurulmuş masumlar gibi onun içinden fırlayacak!.. Öylesine açılacak ki, bu millete iyilik ve kötülük etmişlerin dosyaları da onun mahzenlerinde ele geçecek... Ayasofya açılacak"

Cumhurbaşkanımız 24 Temmuz 2020 yılında Ayasofya'nın paslı zincirlerini kırdı ve cami olarak ibadete açarak üstadımızın kemiklerini daha fazla sızlatmadı.

Makalemin başlığına gelince; 13 yıl önce gezi zekalıların iki ağacı bahane ederek Taksim meydanını işgal edip ateşe verdiklerinde; meydanın görünür yerinde duvarlara büyük harflerle koyu kırmızı renkte yazılmıştı.

"Zulüm 1453'te başladı" demek aslında gezi olaylarının asıl amacını içinde barındırıyor.

Bu kalkışmaya CHP maalesef sahip çıkmış ve olayların fitilini ateşlemiş destek mesajları ile de yangına körük olmuştu.

Gezide amacın ağaç olmadığını buldukları her fırsatta dile getiren gezi sözcüleri asıl amaçlarını dile getirmeye cesaret edememişlerdi.

Mesnetsiz hukuksuz eylemlerini sonlandırmak için ileri sürdükleri şartlar ise asıl amaçlarını gösteriyordu.

Kalkışmalarını sonlandırma şartları arasında İstanbul havaalanı ve boğaza yapılan üçüncü köprü de vardı.

O gün bu gerçekliği göremeyenler bugün açıkça görüyor ki bu iki devasa proje ülkemizin prestiji ve bir üst lige girmemizin de sebebi.

Gezide asıl amaç: devletimizin bekası, milli birlik ve bütünlüğümüzün bozulması ve hatta darmadağın olup yüz yıl önceki döneme gitmemizdi.

Günlerce gece gündüz demeden illegal sol örgütler Taksim'i adeta film stüdyosu gibi kullandı.