İstanbul'un pürmelali...
ALİ AKBEN
Değerli okurlarım atasözlerini, özdeyişleri, kelam-ı kibarları ve hatta veciz söylemleri önemser ve değer veririm.
Koyun can derdinde kasap et derdinde atasözümüzü günümüz İstanbul'unun hâli pürmelali için kullanacağım.
Okulların açılması ile birlikte daha derinden hissedeceğimiz trafik çilesinden bahsedecek değilim. Günlük mesaisine toplu taşıma ile giden bir İstanbul sevdalısı vatandaş olarak her gün bir önceki günden daha kötü olan kaderi reyleri ile İstanbul'a yaşatanları Allah ıslah eylesin diyorum.
Sadece toplu taşımda değil, İstanbul nerede ise her alanda dökülüyor. Seçim döneminde bol keseden verilen vaatlerle seçim kazanan CHP'nin beceriksiz kifayetsiz yöneticileri vaatlerini yerine getirmek şöyle dursun eski hâlini sürdürmekten bile acizler.
İBB'nin başına ikinci kez musallat edilen kifayetsiz muhteris döneminde, yalan üzerine kurulu, cek cak edebiyatı parçalayarak zevahiri kurtarmaya çalışan adam, affedilmesi imkânsız cürümleri nedeniyle içeri tıkılınca zaten işlemeyen sistem yerini sessiz bir suskunluğa ve kaosa bıraktı.
Bazı ilçelerinde çöp yığınları, bazılarında başlayan su kesintileri, yeşille tanışan meydanlar ve caddelerin renginin grileşmesi, toplu taşımada yaşanılan aksaklıklar ve daha neler neler okulların açılacağı önümüzdeki günlerin ana sorunu.
Trafik çilesi için çivi çakılmadan bugünlere gelinmesinin bedelini bu sene kat be kat ödeyeceğimiz daha şimdiden belli.
Yerel yönetimde iktidar olan CHP'nin bu devasa sorunlarla ilgili seçim döneminde verdiği vaatlerini gerçekleştirmek şöyle dursun hiçbir adımın olmaması nedeni ile önümüzdeki günlerde bu günleri bile mumla arayacağız gibi.
Nedeni aşikâr. CHP yolsuzluk ve hırsızlık bataklığına battı ve konuştukça daha da batarak yok olacağını görüp kendini kurtarma peşine düşmüş ama gelinen sonuç ortada. Geçmiş yıllarda düştüğü İSKİ lağımından daha büyük lağım çukurları arasında can çekişiyor.
Çünkü kılavuzu karga. İşin garip ve tuhaf tarafı, fail de mef'ul de CHP li. Kimi kime şikâyet etmek gerekecek sorusunun cevabını bulmak için sanırım bir süre daha sabretmek gerekecek.
İçinden çıkılması zor günleri İstanbul halkına yaşatanlar CHP'li, Lağım halkalarındaki haksızlığı arsızlığı ve aymazlığı görerek bu kadarına da pes diyerek mahkemelere başvuranlar da CHP'li, düştüğü ya da düşürüldüğü lağımın içinde boğulduğunu görüp itiraf ipine tutunarak kendini kurtarmaya çalışanlar da CHP'li.
Tüm bu açık seçik, ayan beyan ortaya saçılmış aymazlıklara rağmen vatandaşın masum hislerini iğfal ederek sokağa çıkmasını ve hatta terör estirmesini teklif edenlere bakıyoruz, onlar da CHP'li.
Bir kısmı içeride kripto Fetö'cü bir kısmı dışarda Fetö şapkası ile halkımızı isyana davet eden CHP elbisesi giymiş vatan millet düşmanlarının işi sulandırmak için canhıraş çalışması da başka bir gerçek.
CHP, her kafadan bir avaz partisi hâline gelmiş durumda. Kurucusunun sadece kemikleri değil, ruhu da sızlıyordur ama kimsenin umurunda değil. İstismarcılar gece gündüz non-stop var güçleri ile çalışıyor, karıştırdıkça karıştırarak meseleyi bulandırıyorlar.
Atatürk istismarı dışında kullanacakları başka hiçbir argümanları kalmadığı için de istismar edebiyatına sarılıyorlar. Kalk istismar, yat istismar, konuş istismar, konuştur istismar. İstismar etmeyecekleri bir değer bırakmadılar.
Son günlerde sosyal medya soysuzlarının Atatürk ile ilgili paylaşımlarının nerede ise hepsi istismar ve tahrik kokuyor. Kimi putu üzerinden, kimi inancı üzerinden kimi de kendi işkembesinden çıkan gazlar üzerinden istismar soytarılığına soyunmuş yalan pazarına mal yetiştirmekle meşgul.
Bu pazarlamalardan, vatandaşın sokağa dökülmesinden, yerli malları boykota yeltenmekten bir cacık olmaz.
Milletin öncelikli derdi geçim. Giderek ağırlaşan bir çile hâline gelen geçinme derdine çare-çözüm üretilmeli. Bu çok önemli sorunun çözümü için el ele verilmeli. Kayıkçı kavgası ile sadece havanda su dövülür.

4