Günümüz dünyasında olmazların olduğunu daha çok görecek gibiyiz.
Gazze'yi yerle bir eden acımasız kasabın tüm engelleme çabalarına rağmen Gazze yönetimi icra kurulunun baş aktörünün ülkemiz olacağını ve silahlı kuvvetlerimizin gölgesi ile Netanyahu gavurunun uykularını kaçıracağını ümit ediyorum.
Sarı gavurun hiç de hoşlanmayacağı bu yeni gerçeklik de öncekilerde olduğu gibi kirletilerek ağızlarda sakız misali çiğnendikçe çiğnenecek ve önümüzdeki günlerin gündemi oluşturulmaya çalışılacaktır.
Suriye'de işlenen cinayetlerin bininin bir para olduğu günlerde, Şam sokaklarında röportaj yaptığını iddia ederek Esad güzellemesi yapan sûreti yerli etki ajanları şimdilerde de boş durmayacak ve Netanyahu güzellemesi yapmak için sıraya girecekler.
Aynı güruh Suriye'de Esad'ın kaçtığı gün bile Esad'la anlaşmaktan başka çaren yok diyerek Erdoğan'ı suçlamışlardı ve akabinde gerçekleşen halk devriminin ise ABD ve İsrail işi olduğunu kitlelerine servis etmekte gecikmemişlerdi.
Sorulduğunda ise elbette parayı veren düdüğü çalar demediler.
Amalı, fakatlı, kem kümlerle geçiştirdiler. Son günlerde dijital medya mecralarındaki yeni gündemden de anlıyoruz ki, ipin ucu Gazze kasabı alçak Netanyahu'nun elinde ve bu maşalara istediğini yaptırıyor.
Çünkü hepsini para ile satın almış. Yeni belgeler çıktıkça küçük dillerimizi yutmayız inşaallah.
***
Aybaşında bağımsız bir devletin başkanı, eşi ile birlikte gecenin bir yarısında yataklarından alındı.
Elleri kelepçeli olarak servis edilerek sadece itibar suikastı yapılmadı eşine rastlanması gayrı mümkün bir alçaklığa da şahit olduk.
İçimizdeki etki ajanları anında klavyelerinin başında soluğunu aldı ve malum tuşlara basarak Cumhurbaşkanımızı bu alçakça olayın adeta suçlusu ilan ediverdiler. Bu yetmezmiş gibi meydanlarda topladıkları taşımalı güruha da yuhalattılar.
Ülkemiz son yıllarda yalnızca iç ve bölgesel krizlerle değil, küresel düzenin bilinçli şekilde işlevsizleştirilmesiyle de karşı karşıya bırakılmaya çalışılıyor.
Son günlerin gündeminden şu anlamı çıkartabiliriz,
Ülkemizin tutarlı ve onurlu bir devlet olma iddiası ile Trump'ın dünyayı şirket mantığıyla yönetme arzusunun çarpışmasıdır.
Bu anlayışta egemenlik, pazarlık konusu; bağımsız karar alma ise itaatsizlik olarak görülmektedir.
Sırtında küfe taşıdığını sık tekrar eden cumhurbaşkanımızın çeyrek asırlık icraatlarında egemenliğimiz ve bağımsızlığımızla ilgili bir pazarlık içinde olduğunu söylemenin mümkün olmadığını düşünüyorum.
Trump'ın açıkça sergilediği eşkıyalık, özellikle Suriye meselesinde tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır.
Bir yandan "stratejik ortaklık" söylemi sürdürülürken, diğer yandan Türkiye'nin ulusal güvenliğini tehdit eden yapılar sahada sadece desteklenmiyor aynı zamanda ali cengiz oyunu ile sağlıklı işleyen süreç akamete uğratılmaya çalışılıyor .Aynen 2013 yılında başlatılıp 2015 yılında akamete uğratılan ilk süreç gibi.
Türkiye açısından asıl tehlike, Trump gavuru bu haydutluk ve eşkıyalığını bir liderlik olarak görüyor. Batı dünyasında hukukun yerine gücü, ilkenin yerine çıkarı koyan zihniyet zaten vardı; Trump bunu sadece saklama ihtiyacı duymadı. Böylece Türkiye gibi kendi tarihsel hafızası, devlet geleneği ve bağımsızlık refleksi olan ülkeler, sistemin

16