Deprem mankenleri...

Deprem mankenleri...

Ali Akben

Değerli okurlarım, asrın felaketi olarak kabul edilen Pazarcık ve Elbistan merkezli iki büyük depremle yerle bir olan şehirlerimiz, üç yıl gibi kısa bir sürede adeta yeniden inşa edildi.

Deprem şehidlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum.

Deprem sabahı saat 5 civarında uzunca çalan telefon sesi ile uyandım ve hayırdır inşallah diyerek açtım. Arayan halam olunca doğrusu tedirgin bir şekilde hayırdır inşaallah diyebildim ki; halam yüksek sesle "deprem oldu. Maraş yerle bir oldu dedi, sizde bir şey var mı diye aradım" demesi ile soluğu televizyonun başında aldım.

Depremin üzerinden bir saatten fazla bir zaman geçmiş. Depremde ağır hasar almayan illerimizden canlı yayınlar yapılıyor. Maraş, Adıyaman, Hatay illerimizle ilgili ne bir görüntü ne de bir bilgi verilmeyince anladım ki düşmana Gülizar olmayan Maraş hemşerilerime mezar olmuş.

Hemen eş dost, akraba, aklıma kim geldiyse aramaya başladım.

Hepsinde de aynı otomatik cevap, aradığınız kişiye ulaşılamıyor.

Saatler sonra sadece bir kardeşime ulaşabildim. İlk sorum annem. Hem yaşlı hem yatalak hem de anam canım, sebebi dünyam.

Aldığım haber içimi ferahlattı ancak devamı gelmedi. Çünkü telefon kapandı.

Depremden birkaç gün sonra İBB'nin aklına İstanbul'da beklenen deprem gelmiş olmalı ki, binaların deprem tesbiti ile ilgili bir çalışma başlatıldığını televizyonlarda böbürlenerek söyleyince, çapsız ve muhteris olduğunu bildiğim halde ciddiye aldım ve hemen müracaat ettim.

Kısa sürede döneceğiz dediler ama hâlâ o kısa süre tamamlanmamış olmalı ki, ne arayan ne de soran oldu. Şimdi tekrar arasam büyük ihtimalle başkan içerden çıktıktan sonra diyecekler.

Asrın depreminin ardından koca üç yıl geçti. Doğup büyüdüğüm memleketime her gidişimde devletimizin canhıraş çalıştığının canlı şahidiyim. Devletin müşfik elinin dokunmadığı kimse yok desem yanılmam.

Deprem gibi acılarla dolu bir felaketi bile fırsata çevirip hükumeti düşürmeye çalışan malum kesim, kitleleri tahrik ederek her türlü pespayeliği o günden bugüne bulduğu her fırsatı değerlendirerek halkı kışkırtmanın sonuç vermediğini görünce yeniden konu mankeni arama peşine düştü ve buldu bulmasına ama öncekilerde olduğu gibi yine faka bastılar.

Cumhuriyetimizin kurucu partisi olmakla övünmek artık karın doyurmuyor. Vatandaş büyükşehirlerimizde iktidar olan CHP'nin söylem dışında bir icraatının olmadığını gördü görmesine ama bu süreçte çeşitli sebeplerle yıpranmış iktidara karşı öyle bir kitle oluştu ki, hükumet ağzı ile kuş tutsa sonucu değiştiremeyeceği günlerden geçiyoruz.

Hafta içinde deprem bölgesini ve memleketimi ziyaret eden an ana muhalefet partisi liderini depremzede halk protesto edince devreye yine mankenler sokuldu.

Deprem mankeni diyebileceğimiz bu kişilerin ağzından çıkanlar, kulaklarına üflenenler olunca vatandaş geçmiş dönem mankenlerini hatırlamış olmalı ki, kısa bir araştırma sonucu mankenlerin asker emeklisi, evi aracı hatta üç aracı dahi olanlar olduğu anlaşılınca bu kadarına da pes dedi.

Gerçek mağdur yok mu Elbette var ve sayıları azımsanmayacak kadar çok. Ama onlar gururlu insanlar ve devletinin depremle birlikte yanlarında olduğunun bilincinde ve paraya pula kanacak kadar da şerefsiz değiller.

Her şeyin açık seçik meydanda olmasına rağmen sağdan soldan fırsatçı, fitneci, fücurcular ve konu mankenleri o günden bugüne boş durmadılar ve durmuyorlar.

İstanbul depremini yaşamış bir vatandaşım. O gün devletten çok sivil toplum kuruluşları ve vatandaş koştu ve yararları sardı. Hekim olarak Adapazarı ve Gölcük'te bizzat bulunmuş ve vatandaşın müşfikliğine canlı şahitlik yapmıştım.