Üç yılın karnesi

Değerli okurlarım,

Kahramanmaraş merkezli depremin üzerinden üç yıl gibi bir süre geçti. Kimine kolay kimine zor geçen üç yılda yapılanlar ve yapılmayanların muhasebesini elbette devletimiz yapacak ve yapıyor da zaten.

Hekimlik mesleği gereği telefonum gece gündüz yakınımda olur.

Nadirde olsa gece saatlerinde arayanlara bazen can simidi olacak bilgiler vererek insanımıza yardımcı olurum.

Deprem sabahı saat 5 sularında uzunca çalan telefon sesi ile uyandım ve hayırdır inşallah diyerek açtım. Arayan halam olunca doğrusu tedirgin bir şekilde hayırdır inşaallah diyebildim ki; halam yüksek sesle Maraş yıkıldı deprem oldu. Maraş yerle bir olunca o şaşkınlık ile olsa gerek, İstanbul'da sizde bir şey var mı diye aradım demesi ile soluğu televizyonun başında aldım.

Depremin üzerinden bir saatten fazla bir zaman geçmiş. Depremde ağır hasar almayan Urfa Kilis ve Diyarbakır illerimizden canlı yayınlar yapılıyor. Maraş Adıyaman Hatay illerimizle ilgili bilgi yok.

Kısa sürede anladım ki düşmana gülzar olmayan Maraş yerle bir olmuş. Hemen eş dost akraba aklıma kim geldiyse aramaya başladım. Hepsinde de aynı cevap aradığınız kişiye ulaşılamıyor.

Eyvah ki ne eyvah….

Yaşlı yatalak annem var çekirdek ailem orada ve sülalem akrabalarım birçok meslektaşım ilk akıma gelenler…

Saatler geçti ama Maraş ile ilgili bilgi alabileceğim televizyondan bile bir açıklama yapılmıyor olunca insanın en kötüsü aklına geliyor ve akıldan çıkmak şöyle dursun kaygı ve kötücül düşünce giderek derinleşiyor.

Saatler sonra sadece bir kardeşime ulaşabildim. İlk sorum annem. Hem yaşlı hem yatalak hem de anam canım sebebi dünyam.

Aldığım haber içimi ferahlattı ancak devamı gelmedi. Çünkü telefon kapandı. Aklıma WhatsApp ile haberleşme geldi ama maalesef oda mümkün değil.

O günler bir daha gelmesin İstanbul böyle bir afet yaşamasın diyorum. Depremden birkaç gün sonra İBB'nin aklına gelmiş olmalı ki, binaların deprem tespiti ile ilgili bir çalışma başlatıldığını işitince hemen müraacat ettim ve kısa sürede döneceğiz dediler ama hâlâ o kısa süre tamamlanmamış olmalı ki, ne arayan ne de soran oldu.

Aradan üç koca yıl geçti. Her gidişimde devletimizin canhıraş çalıştığının canlı şahidiyim. Devletin müşfik elinin dokunmadığı kimse yok desem yanılmam.

Her şeyin açık seçik meydanda olmasına rağmen sağdan soldan fırsatçı fitneci fücurcular ve konu mankenleri o günden bugüne boş durmadılar ve durmuyorlar.

İstanbul depremini yaşamış bir vatandaşım. O gün devletten çok sivil toplum kuruluşları ve vatandaş koştu ve yararları sardı. Hekim olarak Adapazarı ve Gölcük'te bizzat bulunmuş ve vatandaşın müşfikliğine canlı şahitlik yapmıştım.

On bir ilimizde hissedilen asrın felaketinde; devletimiz, sivil toplum örgütlerimiz, vatandaşlarımız ve dünyanın birçok ülkesinden arama kurtarma ekipleri saatler içerisinde ulaşılması mümkün olmayan memleketim Maraş'ta dahil deprem bölgesindeki felaketzedelere saatler içerisinde ulaşarak tüm dünyaya örnek olacak bir başarı hikayesi oluşturdular.