Hadsize haddi bildirilir...

CHP'li belediye başkanını 'narsist' ve 'çapsız' olarak niteleyen yazar, mahkeme salonundan İstanbul'un sorunlarına uzanan eleştiriyi serpiyor; peki vaatler tutulmayan bir iktidarı eleştirmek, o kişiye hakaretkar sıfatlar yakıştırmayı haklı kılar mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İstanbul CHP belediye başkanını mahkemede verdiği 'anlamsız cevaplar' ve sonrasında 'narsist' davranışları nedeniyle eleştirirken, bunun asıl itham konusu olan yerel yönetim başarısızlıkları (metro, trafik, su sorunu, vaatler) ile bağlantı kuruyor. Yazının merkezinde, kişisel davranış kusurlarından yola çıkarak kurumsal ve teknik başarısızlıkları bir kişinin kişiliğine atfetme eğilimi yatıyor; acaba bireysel nitelendirmeler, sorunun yapısal ve yönetsel boyutlarını görmemizi mi engelledi?

Çapsız kifayetsiz muhteris ve narsist adam mahkemede savunma hakkını kullanarak sorulan sorulara doğru cevaplar vermek yerine dalga geçer gibi anlamsız cevaplar vererek haddi aştı.

Mahkeme heyetinin ısrarla sorulan sorulara cevap vermesini talep etmesi üzerine ise saçma sapan konuları gündeme getirip konuşmaya devam ederek ısrarla hadsizliğini sürdürünce duruma müdahale eden mahkeme savcısı sert bir şekilde bulunduğu yeri hatırlatarak haddini aştın uyarısında bulunmak zorunda kalınca süt dökmüş kedi gibi hemen tırstı.

İstanbul'un başına bela olduğu günden günümüze sayısız hadsizlik örnekleri ile efelendiği günlerin geride kaldığını anlamış olsa gerek bu son davranışı.

Makalelerimde atasözlerinden sık bahseder ve yeri geldikçe de örnekler veririm. Bu uslu davranışı içinde vereceğim örnek "Süt dökmüş kedi"

Taç giyen baş akıllanır atasözümüz var ama bu adama halkımızın giydirdiği taca rağmen akıllanması şöyle dursun narsist kişiliği iyice depreşti ama çok geçmeden yediği herzeler çorap söküğü gibi ortaya dökülmeye başlayınca tehdit şantaj ve yalanlarla zevahiri kurtaracağını umdu ummasına da avucunu yaladı.

Beni tutuklayamazsınız. Tutuklarsanız bu millet sokağa dökülür demesi yetmezmiş gibi devlete de kafa tutmak gibi bir savrulma dahi yaşadı.

2003 yılında günümüze geçen 23 yılda halkımızın teveccühüne mazhar olmuş Erdoğan döneminin uzamış iktidarı ve içerden dışardan kaynaklı sayısız engellemelerin de etkisi ile hizmet yarışında meydana gelen duraklamalar ve aksaklıklarında etkisi ile yerelde iktidar olan CHP'nin kısa sürede yolsuzluk ve hırsızlık lağımına düşüp etrafa yaydığı kesif koku milletin burun kemiklerini bir kez daha sızlattı.

1993 yılındaki İSKİ yolsuzluğunda olduğu gibi aynı zamanda arsızlık ve ahlaksızlığında merkezi olduğunu bir defa daha ispat etti.

Metal yorgunu olmasına rağmen mevcut iktidara merkezi yönetimde devam etmesi vizesini veren yurttaşlar, belediyelerde ise CHP'yi iktidar yaptı.

İstanbul büyükşehir belediyesini hayali vaatler cümbüşü ile kıl payı kazanan CHP seçimler iptal edilmeden yoluna devam etseydi büyük ihtimalle bu kadar pervasız hareket etmezdi.

Yenilenen seçimlerde CHP hiç beklemediği bir oy patlaması yaşayınca olanalar oldu ve bugünlere gelinmesinin sebebi de bu hormonlu başarı. Zafer sarhoşu CHP o günden bugüne hatalar zinciri ile hem taraftarlarını hem de halkımızı bezdirdi. Verilen vaatler unutuldu.

Günlük yaşamın giderek zorlaştığı İstanbul'un devasa sorunlarına neşter olacak vaatlerin nerede ise hiçbiri gerçeklemediği gibi eski günleri de mumla arar olduk.

Beklenen büyük depreme hazırlamak, riskli binaları hızla dönüştürmek hatta tarih vererek bu sorunu kökten kazımak gibi vaatler yıllar sonra sorulduğunda verilen cevap hatırlamıyorum oldu.