Suriye sahası bir kez daha bize şu gerçeği hatırlatıyor: Bu coğrafyada zorla kurulan hiçbir düzen kalıcı değildir. Rakka ve Deyrizor hattında yaşanan son gelişmeler, geçici bir askeri ilerlemeden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu gelişmeler, halktan kopuk yapıların sona erdiği ve bölgelerin gerçek sahiplerine döndüğü bir kırılma anıdır.
Suriye ordusu ve geçici hükümetle ittifak hâlindeki, bizzat bölge halkından oluşan aşiret güçlerinin Tabka, Fırat Barajı ve çevresindeki stratejik noktaları kontrol altına almasıyla birlikte, Fırat'ın doğusunda yıllardır dayatılan yapay denge çökmüştür. Bu ilerleme, dış destekle ayakta tutulan güçlerin değil; kendi toprağını savunan halkın iradesinin sahaya yansımasıdır.
Burada özellikle altı çizilmesi gereken gerçek şudur: Bu bölgeler artık el değiştiren cepheler olmaktan çıkmıştır. Çünkü bu kez sahaya giren güç, halka rağmen değil; halkın içinden doğan bir ordu ve halkın karşılık bulduğu bir yönetimdir. Operasyonun kalıcılığı da tam olarak buradan kaynaklanmaktadır.
Sahadaki en çarpıcı tablo ise halkın tutumunda kendini göstermiştir. Suriye ordusu ve ona eşlik eden aşiret güçleri, birçok yerleşim yerine girdikleri anda direnişle değil; sevinç gösterileriyle, tezahüratlarla karşılanmıştır. Yıllardır baskı, zorunlu askerlik, altyapı tahribatı ve hizmet yoksunluğu yaşayan halk, bu ilerlemeyi bir işgal değil, kurtuluş olarak görmüştür. Bu gerçek, sahadaki meşruiyet tartışmasını da fiilen bitirmiştir.
SDG'nin Fırat'ın batısındaki bazı bölgelerden çekilmesi ve geri çekilirken köprüleri, su hatlarını tahrip etmesi ise sahadaki çözülmenin açık göstergesidir. Askerî bir taktik olarak sunulmaya çalışılan bu hamleler, gerçekte halkla bağların tamamen koptuğunu ortaya koymuştur. Rakka'da içme suyunun kesilmesi, "güvenlik" söyleminin ardındaki gerçek yüzü bir kez daha açığa çıkarmıştır.

18