Tüm malları elinden alındı ama yaşamına son veremediler: CHP'nin zorlu tarihinden bir yaprak

Mutlak butlan davası kararının açıklanmasının üzerinden tam bir hafta geçti. Bir hafta içinde önemli gelişmeler oldu. CHP Genel Merkezi'nin hoyrat bir biçimde işgal edilmesi, başlı başına siyasal tarihe geçecek bir gelişmedir ve kamuoyu bu hareketi onaylamamıştır.

CHP bu zor dönemi aşabilecek mi

CHP'nin Kuvayı Milliye kökleri, onun zor zamanları aşmasında önemli rol oynuyor. Atatürk CHP'nin kuruluşunu bilinçli olarak Milli Mücadele'ye, Sivas Kongresi'ne bağlamıştır. Bunun önemi şimdi daha iyi anlaşılıyor.

CHP, Milli Mücadele'den sonra 1923-1945 arasında Aydınlanma devrimlerinin toplumda yerleşmesi için önemli görevler üstlenmiştir. CHP tek parti iktidarını kendi isteği ve kararı ile terk etmiş ve Türkiye'nin çok partili siyasal sisteme geçişini sağlamıştır.

Hukuka bağlı adil ve dürüst yapılan 14 Mayıs 1950 seçimlerinden sonra iktidar, hiçbir sorun yaşanmadan seçimleri kazanan DP'ye devredilmiştir. Prof. M. Duverger, ünlü Siyasal Partiler kitabında "... Atatürk yönetimi demokratik rejimi hazırlama devridir" diyor.1

Tarihçi Prof. Bernard Lewis, 14 Mayıs 1950 seçimini "Atatürk devrimlerini tamamlayan ikinci bir devrim ve CHP'nin en büyük başarısı olarak" değerlendiriyor.2

Prof. Dankwart Rustow, 1950'deki iktidar değişimini şöyle yorumluyor:

"İsmet İnönü, demokrasiyi geliştirmek için diktatörlük gücünden gönüllü olarak vazgeçen dünyanın tek devlet adamıdır."3

CHP'NİN MALLARININ ELİNDEN ALINMASI

Bu yazımızda CHP'nin yaşamına son verilemeyeceğinin en açık bir belgesi olan CHP'nin mallarının elinden alınması olayı üzerinde duracağız.

1950'de iktidara gelen DP bir süre sonra CHP'ye karşı savaş açtı. İlk aşamada "CHP'nin mallarının elinden alınması" yoluna gidildi.

Elindeki malları müsadere edilerek CHP zayıflatılmak istendi.

2 Haziran 1953'te toplanan CHP kurultayında CHP delegeleri, CHP'nin malları konusunda eğer karar verilecekse siyasal iktidarın değil, yargı organlarının karar vermesini istediler.

Buna karşı DP Meclis grubunda Başbakan Menderes, "İnönü ve CHP'nin bir ayaklanma hazırlığı içinde bulunduğunu", bu nedenle CHP'nin elindeki malların kısa zamanda elinden alınmasının gerekli olduğunu belirtti. Bu konuların konuşulduğu günlerde, 14 Kasım 1953'te Uşak'ta yapılan ara seçimi CHP kazandı. Bu seçim kaybetme, DP iktidarını tedirgin etti. 8 Aralık 1953'te DP Meclis grubuna CHP'nin mallarının elinden alınmasını amaçlayan bir kanun tasarısı sunuldu.

Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu bu yasa ile varmak istedikleri sonucu açıkça ilan etmekten çekinmemişti. Şöyle diyordu:

"Teklif ettiğimiz kanun tasarısı, CHP'nin mevcut mallarına topyekûn el koymak, haksız iktisap olduğu için tamamını elinden almaktır. Bu hal, partiyi mefluç (felçli) parasız hale getirmek içindir, siyaseten öldürmektir..."

Kanun tasarısı, 14 Aralık 1953'te Meclis gündemine geldi.

'TARİH KÜRSÜSÜNDEN SEYREDİYORUM, SULULARIN TELAŞI İİNDESİNİZ'

İnönü, tasarının hukuka aykırı olduğunu, CHP'nin siyaset dışına bırakılmak istendiğini belirtti ve tarihi konuşmasında şunları söyledi:

"Bu kanun tasarısı, ruhiyle, metniyle, her türlü usuliyle anayasaya aykırıdır. Bu tasarı, hukuk prensiplerine, insan haklarına, Cumhuriyetin itibarına kastetmek hareketidir. Bu kanun tasarısı, iktidar başında bulunanların Büyük Millet Meclisi'ne karşı zorlama teşebbüsüdür. Bu hareketin devletin devamı ve istikrarı konusunda vahim mahzurlarını (ağır sakıncalarını) tahmin etmek güç değildir... Biz hukuk dışı bir rejimin kurulmakta olmasıyla karşı karşıyayız... Tarih kürsüsünden halinizi seyrediyorum: Suçluların telaşı içindesiniz!"