Sağcı iktidarlar kendi kısır çıkarları söz konusu olduğu zaman 'milli irade'yi hiçe saydılar

Artık seçilmişlerin görevden alınması, hapse atılması olağan bir olay olarak kabul ediliyor. Kuşkusuz bu durum "milli irade", "halk iradesi" kavramlarına tamamen aykırıdır.

2024 yerel seçimlerinde ana muhalefet CHP başarılı sonuçlar aldı. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Aydın, Edirne gibi büyük şehirlerin belediye başkanlıklarını kazandı. Şöyle çarpıcı bir sonuç elde edilmiştir: "Türkiye nüfusunun yüzde 60'ının yaşadığı, GSYH'nin yüzde 80'ini üreten bir alan" ana muhalefet partisinin eline geçmişti.

AKP siyasal iktidarı 2024 sonbaharından itibaren halk iradesini hiçe sayan bir politika uygulamaya başladı.

Esenyurt'ta başlayan, ardından Mart 2025'ten itibaren İBB'yi hedef alan, "milli irade" kuramını hiçe sayan bir politika ısrarla uygulanmaya başlandı. İstanbul'da 15 seçilmiş belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu 500 günü aşkın süredir Silivri'de tutuklu. 9 belediye başkanı CHP'den AKP'ye transfer oldu. Üç kadın belediye başkanı; Aydın'da erçioğlu, Afyon'da Köksal ve en son olarak Foça'da Fıçı partisinden istifa edip merasimle AKP'ye geçtiler.

Bu transferlerden sonra erçioğlu'nun uzun süredir görülen davaları bir anda beraatla sonuçlandı. Diğer istifaların gerekçeleri nedir diye sorular etrafta uçuşurken geçen hafta erçioğlu'nun otomobil jantı üreten eşinin aile şirketi, Togg elektrikli otomobillerinin baş tedarikçisi oldu.

Kuşkusuz diğerlerinin transfer sebepleri de bir gün gelip kamuoyu ile paylaşılacaktır.

ÜSKÜDAR OLAYI

Türk siyasal yaşamında belediye başkanlarının transferleri, görevden uzaklaştırmaları, hapse atılmaları devam ediyor. Geçen hafta tarihe geçen Üsküdar olayı yaşandı. Sinem Dedetaş, yerel seçimde AKP'li aday Hilmi Türkmen'i 23 bin 791 oyla geçerek belediye başkanı seçilmişti. Hazirantemmuzda önce cezaevine konuldu. 5 Ağustos'ta yapılan başkanvekili seçiminde CHP'li Sibel Tan etinkaya, AKP'li aday Dündar Ziya Gültekin'i 18'e karşı 22 oyla geçerek başkanvekilliğini kazanmıştı.

AKP siyasal iktidarı bu seçim sonuçlarını beğenmedi. "Mademki biz iktidarız, eskisi gibi Üsküdar her durumda bizim olmalıdır" dendi. Seçimlere itiraz edildi. Dört CHP'li meclis üyesi bir çırpıda AKP'ye geçti. CHP'li Cansu elik ile Ekrem Baki tutuklandı, Mithat Özdemir gözaltına alındı. Sonra serbest bırakıldı ama oy kullandırılmadı. Transferler de yapıldı. Sonuçta daha önce seçimleri kazanmış olan etinkaya'nın oyları 28'den 19'a düştü.

Artık seçilmişlerin görevden alınması, hapse atılması olağan bir olay olarak kabul ediliyor.

MİLLİ İRADE

Kuşkusuz bu durum "milli irade", "halk iradesi" kavramlarına tamamen aykırıdır. Dürüst, adil, hukuka bağlı genel seçim evrensel ve çağdaş demokrasilerin temel ilkesidir. Genel ve yerel seçim sonuçları "milli irade"nin temel göstergeleridir. Toplumlar "milli irade", "halk iradesi" kavramına kolay ulaşmadı. Ortaçağlarda toplumları yöneten güç "kralın" ya da "padişahın" kararlarıydı.

Fransa Kralı 14. Louis "Devlet benim" sözünü boşuna söylememişti ve asırlardır süren bu durumu yıkan olay Büyük Fransız İhtilali'dir. Kralın elinden yetkileri alındı, başındaki taç alındı ve halka verildi. Bu demokrasinin ve halk egemenliğinin başlangıcıydı.

Meclisleri oluşturulan milletvekillerini seçme yetkisi halka verildi. "Halk egemenliği", "milli irade" böyle gerçekleşmeye başladı. Bu sonuca ulaşmak için uzun yıllar büyük mücadele verildi.

Türk toplumuna gelince; 9 Eylül 1922'de Milli Mücadele'nin zaferle sonuçlanması, milli iradenin önünü açtı. 9 Eylül zaferinden sadece 52 gün sonra, padişahlık meclis tarafından ilga edildi. (Kaldırıldı)

Atatürk, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Kuvvet birdir ve o, milletindir" diyordu.

Atatürk 1929'da şöyle söylüyordu: "Milli egemenlik öyle bir ışıktır ki onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar yok olur. Milletlerin tutsaklığı üzerine kurulmuş olan kurumlar, her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar."

14 MAYIS 1950

14 Mayıs 1950'de Türkiye'de dürüst, adil yargı denetiminde serbest seçimler yapıldı. Muhalefet partisi DP, seçimleri kazandı. İktidar hiçbir sorun yaşanmadan DP'ye devredildi.