Cumhuriyet gazetesinin başyazarı Nadir Nadi, İlhan Selçuk'u 1962 yılında gazeteye davet etti. Selçuk, o zaman henüz 38 yaşında, sol düşünce taşıyan bir genç yazardı.
O günden vefat ettiği 2010 yılına kadar, Ziverbey Köşkü'nde işkence gördüğü, tutuklandığı, polis nezaretinde geçirdiği günler ve çeşitli iç çelişkiler nedeniyle gazete dışında bırakıldığı günler hariç "Pencere" adını taşıyan köşesinde her gün, tam 48 yıl yazdı.
İlhan Selçuk Kuvayı Milliyeci, antiemperyalist, bağımsız Türkiye idealine inanmış, bükülmez ve düşüncelerinden ödün vermez bir gazeteci olarak tarihe geçti. Atatürk'ün Aydınlanma Devrimlerinin sol görüşle yorumlanmasının eşsiz ve tartışmasız bilge kalemi oldu.
Onun Kuvayı Milliyeci kökleri babası Binbaşı Kasım Selçuk'tan gelir. Kasım Selçuk, Milli Mücadele'de ve Kuvayı Milliyeciler cephesinde savaştı. Aydınlanmacı kökleri ise annesi Hikmet Hanım'dan gelir. Fransızca bilen, edebiyatı takip eden ilerici ve Aydınlanmacı bir kadındır. İlhan Selçuk ve Turhan Selçuk'un eğitimlerinde ve yetişmelerinde etkin rol oynar.
İlhan Selçuk, Cumhuriyet'teki ilk yazısında "Bizim penceremiz Doğu'ya açılan kafesli değil, Batı düşüncesine açılan aydınlık bir penceredir" diye yazmıştır.
İlhan Selçuk, 100 yıllık Cumhuriyet gazetesinin 50 yıla yakın zamanında daima yol göstericisi olmuştur. İlhan Selçuk'un yaptığı en önemli iş ve bıraktığı miras gazetenin kurumlaşmasını sağlayan çalışmalardır.
Nadir Nadi'nin 1991 yılında vefatından sonra gazetenin içten ve dıştan sarsıntıya girmesi üzerine Cumhuriyet gazetesinin geleceği için vakıf düşüncesi öne çıktı. Bu düşünceye içtenlikle inanan Nadir Nadi'nin eşi Berin Nadi, vakıf konusunda İlhan Selçuk'a tam güven içinde bulunuyordu.

16