Beşiktaş taraftarının senelerdir şikâyet ettiği bir konu var... Deplasmana gidildiğinde misafir tribün kapısında yaşananlar!!! Bitmeyen bir ıstırap, bitmeyen bir eziyetten bahsediyorum...
Mesela eski Ankara 19 Mayıs Stadı... Kale arkası Beşiktaş'a verilirdi ki o bölüm rahat 6-7 bin kişi alırdı... Tek kapı açarlardı, iyi mi! O kadar kişi tek kapıdan giriş yapmaya zorlanırdı... Gerisini siz düşünün...
Maça girmek için iki saat evvelden kuyruğa girenlerle, maç saati stada gelip maça girmek isteyenlerin ağır dramıyla karşılaşırdınız!!!!!!! Atlı polislerin aşırı izdihamdan ata sahip çıkamadığı, atın huysuzlanıp ha bire şaha kalktığı, insanların kaçıştığı bir ortam! Gerisini konuşmaya gerek yok...
Yönetici arkadaşlara bu şikâyetleri ilettiğimizde, çoğu olayın biletsiz maça girmek isteyenlerin çıkarttığını söylüyorlar. Taraftarın isyanı da başka... Buna geliş saatini, oradaki rakip seyirci sarmalındaki duruş bozukluğunu, alkol vs. ekleyin... Konya'sı, Sivas'ı, Trabzon'u, Antalya'sı... Hep aynı...
Beşiktaş taraftarının deplasman yapacağı şehrin komple teyakkuz hâline geçmesi 10 yıllardan beri var... Peki çözüm ne En büyük kaos, sana ayrılan bölümün gelen taraftar karşısında yetersiz kalması...
1500- 2000 kişi nedir ki Sırf İstanbul'dan 1000 kişi gidiyor. Gidilen şehrin Beşiktaşlısını, çevre illerde yaşayanları eklediğinde, "Merhaba kaos" oluşuyor...
➧ Çözüm 1 Yönetici arkadaşlar (Antep yapıyor mesela) kale arkasını komple isteyecekler. İstemesini bildikten sonra kim para kazanmak istemez ki Her ev sahibi kabul eder. Tribünsel rekabet içinde olan kulüpler, taraftarından çekinir; vermez, o ayrı...
➧ Çözüm 2 Ayrılan yer kısıtlı, kapı şişti, fiziki müdahale başladı... Yönetim kurulu üyesi arkadaşlar, kulüp avukatlarıyla beraber kapıda hazır bulunacak. Ev sahibi yöneticileriyle irtibatta bulunup, biletsiz kişilerin maça alınmasını tutan meblağ neyse karşılanacağını; kurumsal kimlik dâhilinde, ikili ilişkilerle halledecekler...
➧ Çözüm 3 Maçtan bir ya da iki gün evvel şehrin mülki amiri ziyaret edilecek, konuyla ilgili bilgi verilecek; tatsız olayların yaşanmaması adına beraber hareket edilmesinin haritası çizilecek... Bunları yapmaya başlayalım; çözüm kendi içinde kendini tamamlayacaktır... Unutmayın: Beşiktaş taraftarının selameti de Beşiktaş yönetiminin sorumluluğundadır...
Sergen hoca Ersin'le çıkmak intihar...
Sergen Yalçın'ın kaleye Ersin'i koyması inanılır gibi değil... Ersin'in iyi ya da kötü kaleci olduğu kısmına girmiyorum.
İçinde bulunduğu psikolojik bozukluk, demoralize durum ve bunlara bağlı titreklik, ne yapacağını bilememe hâlinden dolayı "sen belli bir süre dinlen kardeşim" modunda yaşanmalıydı her şey...
Sergen bilmiyor mu ilk hatasında Ersin'in ıslıklanacağını Daha da yokuş aşağı vuracağını Yediği golleri geç; durum 2-2 iken boşlukta kalan topa çıkmaya karar verememesi akıllara zarar. Üstüne bir de penaltı yaptırıyordu... Bize zarar, Beşiktaş'a zarar...
Şu atmosferde sokaktan geçen çocuğu koyarım, Ersin'i koymam. Madem yeni kaleci dün geldi, koy Emre Bilgin'i, devam et... Hele maçtan sonraki basın toplantısında "baskıyı kaldıracağını düşünüyorum" demez mi
Çocuk bitmiş; içinde depremler yaşıyor, patladı patlayacak... Sen ne diyorsun... Vallahi ömrümüzü yediniz ha!
Sorgulamıyorum. Sadece merak ediyorum, Sergen hoca...
' Ersin niye oynar'dan sonra ikinci soru: Djalo nasıl oynamaz Patlama gücü bu kadar yüksek, pasları, çıkışlarıyla futbolu bilen, dinamik adam varken elimizde niye macera arıyorsun sevgili Sergen Yalçın

17