Geldi mi, gitti mi, Salah'tı, Trabzon'du, Arap'tı, Masadan kalktı derken bi' 10 günü yedik...
Perşembe günü 2. ön elemeye çıkıyoruz ve geçersek St. Truiden, Lillestrm, Kairat Almaty, Levski Sofia, OFI, Víkingur Reykjavík, Thun gibi orta ölçek takımlarla oynayacağız ki Bunlardan sonra ver elini Avrupa Ligi...
Peki biz ne yapıyoruz Takıldık bir zalimin peşine sürükleniyoruz... Halbuki Trossard gibi yıldız gelmiş, daha tadamadık bile. Nübel, kaleci var kalede dedirtiyor, maşallah bile diyemedik daha. Salih Özcan, Orkun'la beraber zehir ikiliyi oynuyorlar, böbürlenemedik bile.
Artık yönetim ve başkan dahil tüm camia takım üzerine odaklanmalıdır. Gerekli yerlere transfer bir an evvel gerçekleşmeli, bu minvalde takımdaki topçuların haletiruhiyesi düşünülmelidir. Kendisine Beşiktaşlıyım diyen her kişi, başta yorumcu arkadaşlar, takımın aldığı galibiyetleri küçük görmemelidir...
Bunlar takımda hezeyan yaratır... Perşembe akşamki maç Midtjylland maçından daha önemli konuma gelmiştir. Ve artık takımın konsantre olmaya ihtiyacı vardır... Beşiktaş camiasına hürmetle...
Bunların hepsi gerilim nedeni işte...
Perşembe günü turu geçtik, yurda döndük... Kutlamak, tebrik etmek adettendir... Kutlamakla beraber görüşlerimizi de orta yere koyduk... Bizimle beraber kutlama kervanına katılanların sayısı hatırı sayılır bir kalabalık olmakla beraber Burun kıvıranlar da, oyundan memnun olmayanlar da yok değildi...
İki maçta da 10 kişi kaldılar, yoksa asla yenemezdiniz/yenemezdik diye başlayan cümlelerden gına geldi.... Aslında bu cümleler Midtjylland maçlarından evvel "Siz bu takımı yenemezsiniz." diyenlerin lafını yememe sendromuydu, bu net...

26