Geçen hafta G.Birliği maçında F.Bahçe formalı minik bir kardeşimizin içinde olduğu olayları hepimiz hatırlıyoruz... G.Birliği tarafına (hadi biz yanlışlıkla diyelim) baba çocuğunu F.Bahçe formasıyla sokuyor.
Mesele büyüyor, polis müdahale ediyor. Ve taraflı tarafsız herkes çocuğu mağdur görüyor, G.Birliği tarafını haksız buluyor... Ki ben de yayınımda tribündeki söz sahibi kişinin çocuğu kucağına alıp maçı öyle seyretmesi gerektiğini belirttim...
Tabii olay infial haline gelince bazı iş adamları çocuğun eğitim masraflarını karşılayacağını belirttiler, iş değişik bir pozisyona dönüştü... Eyvallah... Eyvallah da iş sektör haline geldi sanki... Geçen nönü'de oynanan Beşiktaş maçının öncesinde bir adam G.Saray formasını çocuğuna giydirip stadın önünde selfie çekmeye başlamış...
G.Saray ile oynamıyoruz bir de.... Sonra sosyal medyada tiye alınan, önemsenmeyen ama alttan alttan da "ne işi var kardeşim bu adamın orada çocuğuyla" diye homurtuları da hissetmedim değil hani... Harbiden ne işiniz var orada anlamadım ki...
Trafikte kalmışsındır, oradan geçiyorsundur, çözümsüz kalmışsındır, tamam. Ama orada durup insanın gözüne parmağını sokarcasına.... Değişik işler valla.... Tam bunun muhasebesini yaparken bu sefer başka bir çocuk başka bir gün G.Saray atkısını açarak Fenerbahçe ürünlerinin satıldığı mağazaya giriyor...
Hooopppalaaa.... Bu anlattıklarım son iki üç gün içinde peş peşe oluyor ha... Çocuk bunlar, hepsi başımızın üstünde. Ve çocukların gram günahı yok... Ebeveynler hangi akla hizmet ediyor, Bunları çocuklara yaptırırken Neyi kovalamaktalar!!!
Bırakın kardeşim bu "sezon sonu fırsat ürünleri" muhabbetlerini, Bu takımcılık, "bak ben bunu yaptım", "oraya girdimcilik" işlerini... Ses çıkaran olursa da mağduru oynayıp "bir çocuğu hazmedemediniz"leri halkın önüne koyup Çatal kaşığı eline alıp sofrada yemeği beklemek!!!!
Ne yapıyorsanız yapın da çocukları alet etmeyin bu işlere! "Suyunu çıkarmayın!" derler ya, öyle hani ha!!!
Daha ikinci hafta ipi doladılar boynumuza...
Bir Alanya maçı yaşadık ki sormayın. Ağustosun göbeğinde oraya maç verilmesinden tut, Ofsaytımsı lafını G.Saray'ı kurtarmak için icat eden Birincioğlu'nun VAR'a verilmesine kadar, Konya kupa maçının kahramanı Kayatepe'nin yine bizim maça verilmesinden tut, 5 numaralarının her şey dahil tatil köyü modunda "her şey serbest" şeklinde sahaya çıkmasına kadar, Trossard'ın tekme yumruk dövülmesinden, Salih'in yalnızca tekmeyle dizle sakatlamalarına kadar, Attığımız buz gibi golün çekiştirmeden dolayı iptalinden, Aynı nedenler yaşanmasına rağmen bu sefer tam tersi mantıkla penaltımızın es geçilmesine kadar, hatta üç metre ofsaytı görmelerine rağmen bayrak kaldırmayıp zaman geçmesine müsaade etmelerine, hatta hatta yan hakemin gözü önünde Alanyalıdan çıkan topu yine Alanyalıya verip topçuları çıldırtma seviyesine çekmelerine kadar Bir Alanya maçı yaşadık....
Yönetimin yapması gereken acil kodunda çok basit bir iş var... Kulüpler Birliği'ni toplamak, Elindeki kozlara göre rest çekmek, "Bugün bize, yarın size" mantığını masanın ortasına koymak... Federasyona bütün yönetim kurulu olarak çıkarma yapmak, Gerekirse orada yatıp günlerce toplantı yapıp somut verilerle "yanlış maç yöneten bir daha hakemlik yapamayacak" kanunuyla eve dönmek...

26