İstanbul'da Marsilya maçıyla başlayıp Diyarbakır'a kadar uzanan yolculuğun ilk kilometresindeyiz...
Hakemleri, federasyonu, fikstür tuhaflığı yetmiyormuş gibi bir de saatle uğraşıyoruz... Zamanı dar ettiler bize... Haybeye!!! Neyse... Trossard yok Fakılı var...
Sahaya bi'çıktık... Bi'endam bi'sükse... Allah bozmasın... Bu hava çok şey demek... Diyor ya şair "Fransız kuşatmasına karşı koyan da" diye, o geldi aklıma ilk beş dakikayı seyredince...
Bıyıkları yeni terlemiş diye devam ediyor hani... Hah işte! İlhan... Daha yirmisinde bıyıkları yeni terlemiş daha... Nasıl seri nasıl hızlı nasıl akıllı...
Nasıl da aralara kaçıyor nasıl da bırakıyor köşelere.. Breh! Breh! Breh! 1-0 Olaitan'ın araya bıraktığı topu Zülal ablaya söyleyin de müzeye kaldırsın....
Sağ çizgiye atılan toplarda Cerny biraz daha agresif olsa, Murillo'yu kullansa mesela, kafayı kaldırsa değişik işler konuşacağız derken, Agbadou top atıldığında iki adım öne çıksa ofsayt olacakken çakılı kalınca golü yedik... 1-1...
Baskılı oyun tabii ki risk taşıyor ama gol için bu gerekli... Bu tempo da ilk yarının son kullanma tarihinde Vhalovic, Orkun'a öyle bir top verdi ki... Olmayınca olmuyor işte...
İkinci yarı sarı kartlı Agbadou'yu almış hoca oyundan... Djalo sahada... Ön alan baskısı yaptığımız sırada pres kırılırsa hızlı çıkışlarda arka taraf sıkıntı yaşıyor... Çözüm şart...
Lakin pres etkili olduğunda yelpaze gibi açılıp ciddi sıkıntı yaşatıyor rakiplerine... Buyurun... Orkun bir anda Ankara Gebze treni gibi hızlanıp kaçanı uçanı arayıp Cerny'yi tercih ettiğinde Üsküdar semalarına gol sesi geliyordu... 2-1...

33