Beşiktaş camiasındaki fikir ayrılıkları korkutucu boyutlara ulaştı... Tribünden transfere, teknik direktörden başkan seçimine kadar her noktasıyla ayrışıyoruz... Ve bunda en sıkıntılı yer, kırıcı üslup ve dil...
Peki buna sebep ne Tabii ki kendimce tespitlerim var... Nedenleri, niçinleri... Hepsi mevcut... Seksenlerin sonuna kadar Fener ve G.Saray tribünleriyle mücadele ederken tribün içi tek kavgaya şahit olmamışımdır.
Küskünlükler tabii ki olmuştur ama fikir ayrılığı ve kavgayı okyanustaki kibrit çöpüyle adlandırabiliriz.... Ne zaman ki tribün mücadelesi bitti, insanlar rahata kavuştu; o zaman tribün içi husumetler, kavgalar başladı... ("Rahatlık batıyor" cümlesi buradan geliyor bence...)
Bu tehlikeyi erken görüp aksiyon almamız ve tek ses olarak Beşiktaş'ın menfaatlerine odaklanmamız ve bunu uygun bir dille camianın her kademesine kabul ettirmemiz zaman aldı...
Velhasılı, her işin başı gönülden sevme ve meşakkat... Burada anlaşalım.... Sonra "Güven"... Yaşanmışlıklar, ödenen bedeller... Beşiktaş'ı bilen insanların çok az olması... Bilenlerin de söz hakkının olmaması... Düğünde o onunla konuşmuyor, onun masasını oraya koymayalım diyebilecek kadar ailesini tanıyan insanlara aç olmamız...
Birisi Adalı derken diğerinin Yücel, Çebi, Arat diye ortaya çıkmasının nedenleri bilindiği hâlde çözümleyebilecek insanların sahneyi terk etmiş olmaları... Abi-kardeş hiyerarşisinin önemini yitirdiği, semt kültürünün yozlaşmayla yüzleştiği,
Ve en önemlisi, kendi bilgisi ve geçmişiyle değil de sosyal medya baskısıyla yön çizmeye çalışılması... Ana fikir şudur ki: Ciddi bölünmüşlük ve dejenerasyonla karşı karşıyayız... Saygı kavramı çökmek üzere ki, tehlikenin ağababası bu...
Beşiktaş'ı yönetenlerin bunlara çözüm bulması lazım... Bu bölünmüşlüğü çözmeden ejderha olsan hava... Üzülerek söylüyorum ama asla başarıyı yakalayamazsın....
Geldiğimiz nokta alarm veriyor, arkadaşlar
Fikir ayrılıkları dedik, devam edelim. Sen Sergen Yalçın dersin, diğeri Şenol Güneş; öbürü yabancı hoca diye bastırır. Biri transfer yapalım der, beriki altyapıya önem verelim diye diretir...
Kulüp başkanlığı konusunda her kafadan ayrı ses çıkmakta. Bunlara kişilerin sosyal medyada kurduğu sahte hesaplar yön vermekte... Örnekleri çoğaltabiliriz... Ve işin en can acıtıcı kısmı, taraf olan kişilerin seçim olduktan ya da hoca geldikten sonra da aynı tarafta kalmaları...
Ya birader, sen seçilen kişiyi desteklemesen de iş bitmiş; başkan olmuş ya da hoca gelmiş. Senin görevin bir Beşiktaşlı olarak seçilen kişiye destek vermen; çünkü onun başarısı Beşiktaş'ın başarısı demek... Yok abi! Bizde öyle olmuyor!!!

32