Yerden, ip gibi vurulan bir vole hızında yaslandı ilk maç kapımıza... Ha Dünya Kupası'nın yorgunluğunda geldi, Ha yetişmeyen transfer sancılarında....
Nasıl gelirse gelsin, hoş gelir safa gelir esnekliğinde topu göğsümüze alıp yumuşatmamız lazım... Tüm bunların ışığında yeni hocamız İtaliano'nun sahaya sürdüğü ilk 11'e merhaba deyip sahanın içine giriyoruz...
Kaleci Nübel, Salih Özcan ve İlhan haricinde hepsi tanıdık çocuklar.... Cerny'nin kendi gösterdiği alana geç koşu yapması bir golden etti daha maçın başında. Hele Oh'un kalenin ağzından topu dışarı atması!
Nübel'in Cordoba gibi Cerny'yi gol pozisyonuna sokması... Hepsi beş dakika içinde oldu ha!!! Sonra rakibin "Hayırdır, nereye geldik biz" modundan çıkışını izledik...
Silkelendiler biraz sanki de bu sefer de fazla silkelenip ayarı tutturamadılar... 90 numaraları kırmızı görüp terlik istirahatine ayrıldı.... Bu arada takımın saha yayılımı, iştahı ve diriliğini beğendim... Sabırlı ve ısrarlı...
Sağ tarafta Cerny, elinde olta bütün balıkları etrafına topluyorcasına aksiyon alırken bir yandan da boşta kalmış gol ayaklarına servis ediyordu. Onlardan birinde Orkun, ayağımızın dışı canımızın içi Quaresma'ya göz kırptı...
Hem canınızın içiyim hem ayağınızın içi dedi ve........ Breh! Breh! Breh! Muhteşem gol, 1-0... İkinci yarı kaldığımız yerden devam ederken 10 kişilik Midtjylland 8 artı 1'e dönüp zamana oynamaya başladı... Bu dakikalarda hızlı oynuyor olmamız gerekiyor.

20