Sizlerle gurur duyuyoruz çocuklar

Dile kolay 24 sene bekledik bu geceyi.

24 sene evvel, dün gece sahada ter döken oyuncuların bazıları henüz yürümeye başlamış, bazıları daha doğmamıştı.

Meğer dünya kupasına gideceğimiz günleri görmemiz için bu çocukların büyümesi, dünyaya gelmesi gerekiyormuş; kalecimiz Uğurcan'dan, yıldızımız Arda'ya varıncaya... Düşünün Uğurcan, okula başlamamıştı, Arda, dünyaya gelmemişti...

Diğer oyuncularımız da farklı değildi hani, golümüzü atan Kerem (3), yürümeye yeni başlamış, asist yapan Orkun'umuz (1), dünyayı tanımaya, konuşmaya başladı, başlayacaktı.

Oyuncularımızın çoğu genç ve tecrübesiz oluşlarından maçın son bölümlerinde telaş yaptılar, strese girdiler, zira omuzlarındaki yük, sorumlulukları o kadar ağırdı ki... Kolay değil 24 yıllık hasretin yanı sıra 86 milyon nüfusa sahip koca ülke ve de dünyanın dört bir yanında Türkiye'yi seven, destekleyen bir o kadar insanın, onların ayaklarına baktıklarını biliyorlardı...

Her şeyden öte, kazansınız da kaybetseniz de tarih sizi yazacaktı. Öyle ya tarihe altın harflerle yazılmak varken, kaybetmek Hele buralara kadar gelmişken kaybetmek üzerdi be! Bir de 2 milyon nüfusa sahip Kosova'ya kaybedilmiş olsaydı; sonuç çok daha ağır olabilirdi!

Sevenleri bizim çocukların kaybetmeyeceğini biliyordu ama. Çünkü onlar oralara, o geceye öyle dikenli, öyle engelli yolları aşarak, bazen dinlenerek, bazen koşarak geldiler ki; durdurabilene aşk olsun! Çünkü bizim çocuklar adeta yemin etmişti 'dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar' gençlik marşını bu millete bir kez daha söyleteceklerdi hem o gece hem de Amerika'da oynanacak maçlarda...

Biz şimdi nasıl mutlu olmayalım; çok değil birkaç yıl evvel dünya sıralamasında paraşüt gibi düştükten sonra kimlerle oynadık! Niye çılgınlar gibi sevinmeyelim; sıradan bir takım olmuşken, birkaç yıl içerisinde sıradanlıktan kurtulmuş, dünya kupasına gidiyoruz artık.