Mesele aile ise...

Beka ve güvenlik meselesi gibi birçok konumuz var... Aile kurumu da ilk sıralarda yer alıyor. Sık sık bu köşede gündeme getiriyoruz. Sizleri, fazla sıkmamaya gayret göstererek. İktidar 2026-2035 dönemini; "Aile ve Nüfus 10 Yılı" olarak ilan etti. Geçen yılımız da "Aile Yılı"ydı hatırlarsanız...

Milletimiz için aile olmazsa olmazımızdır.

Geleneklerimiz, göreneklerimiz, kültürümüz... Sanatımız ile millî, manevi değerlerimizin yaşatılması... Gelecek nesillere aktarılması ancak aile ile mümkün. Korumak ve güçlendirmek zorundayız.

Yozlaştırılırsa her şeyimizi kaybederiz:

Devletimizi de, milletimizi de, vatanımızı da... Dış güçlerin de yıllardır yapmak istediği de tam bu... Son dönemde bu tür faaliyetler arttı. Modernleşme adı altında dejenerasyona tabi tutuluyoruz. Sosyal medya da teşvik edici güç olarak kullanılıyor.

Sebebi de malum, Türkiye'nin artan gücü:

Gerek güvenlikte, gerek diplomaside... Gerekse uluslararası meselelerin çözümünde... Hep aranılan, başvurulan ülke konuma geldik. Egemen güçlerin içine sindirememesi normal... Biz hiçbir şekilde bunlara fırsat vermemeliyiz.

***

Son yıllarda demografik rakamlar hiç iç acıcı değil.

Büyük tehlikenin/tehdidin işaretlerini veriyor. Doğum oranlarının düşmesi, evliliklerin azalması, boşanmaların artması, çocuk istenmemesi... Gidişatı önlemek için de her türlü çalışma yapılıyor.

Bunlardan biri de:

"Veriden Vizyona Üç Kuşak Bir Türkiye" projesi... Hacettepe, TUİK, Enstitü Sosyal iş birliğiyle... Önemli sosyolojik araştırmaya imza atıldı. Binlerce vatandaşla yüz yüze görüşüldü. Bölgesel tipolojilerle üç kuşak birlikte ele alındı. Kadın, erkek beklentileri birlikte değerlendirildi. Evlilik ve doğurganlık olguları;

Deneyimler, algılar ve planlar üzerinden irdelendi. Tespitler yapıldı, sıra elzem düzenlemelere geldi.

Verilerine de kısaca göz atalım isterseniz:

Doğurganlıkta kuşaklar arasında bir değişim söz konusu. Doğumda 1. ile 2. kuşak arasında gerileme yüzde 50. 3. kuşakta evlenmeyi düşünmeyenlerin oranı yüzde 40... İdeal ilk evlilik yaşının yükselmesi ile ideal çocuk sayısında düşmeler de dikkat çekiyor.

Sevindirici tarafı ise bu olumsuzluklara rağmen:

Evlilik toplumun ana omurgası olmayı sürdürüyor.

Devlete düşen görevleri ise şöyle sıralayabiliriz:

Her bölgenin ihtiyacına, sosyolojik yapısına, beklentisine imkânlarına göre politika üretmek, yuva kurmayı, çocuk sahibi olmayı teşvik etmek, çocukların güvenli, huzurlu büyümesini sağlamak, daha müreffeh bir gelecek için imkân sunmak...

Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, aileyi güçlendirmeyi, dinamik nüfusu korumayı, stratejik bir konu olarak görüyor. Milletimizin bekasına, devletimizin istikbaline yönelik...

Neden güvenlik ve beka meselesi dedik

Bakan Hanımın deyimi ile meseleyi özetleyelim:

"Devletimizin çatısı ne kadar sağlam olursa olsun, o çatıyı ayakta tutacak olan güçlü ailelerdir."

Bu araştırmanın ülkemizde yapılan ilk ve tek, geniş çaplı bir çalışma olduğunu da vurgulayalım, perspektif ve öngörüler açısından...

***

Evliliğe verdiği önem konusunda...

Cumhurbaşkanı Erdoğan da çağrı yaptı.

2025 yılı enerji yatırımlarının açılış töreninde... Kurdele kesiminde kullanılan makasların, her zaman olduğu gibi saklanmasını istedi.

Bir de öneride bulundu:

"Makasları gençlerin çeyiz sandığına koyun.''

GEL DE GÜLME...

Özgür Özel... Bakın ne demiş;

CHP Genel merkez binasını kastederek:

"Bize bina lazım değil. Seçim kazanmak lazım."

Binayı terk etmemek, koltuğunu kaptırmamak için neden bu kadar direndin Polis kapıya dayandı. Sonra da kaçmak zorunda kaldın Bu çelişkiyi gidermek de size düşüyor.

Özgür Beyden bir cümle daha verelim:

"Yeni mücadelemizin parolası yürüyüştür."

Bu söz bize neyi çağrıştırdı

Merhum Süleyman Demirel'i...

Vakti zamanında demişti:

"Yürümekle yollar aşınmaz..."

Peki aşınan ne

Bunun da cevabı Özgür Beyde!.

CUMHURİYETLE YAŞIT BİR HİKÂYE

Koç grubu neden yüzyıldır ayakta Bunun cevabı çok basit: Kurumsallaşma ve yeniliklere açık olmak...

Merhum Vehbi Koç'un: