Darbe, cunta ve CHP'nin yağma sofrası!..

Erdoğan CHP'yi 'darbeci ve cuntacı' olmakla suçlarken, yazı muhalefeti 'sığ siyaset' yapmakla eleştiriyor: Tarihsel hesaplaşma mı, siyasi polarizasyon mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti grup toplantısında CHP'ye yönelik tarihi darbe suçlamasını ve Tevfik Fikret'in Han-ı Yağma şiirinden yararlanarak yolsuzluk eleştirilerini değerlendirmektedir. Yazarın temel iddiası, merkez sağın (DP, AP, ANAP, DYP, AK Parti, MHP) tarihi katkılarına karşılık CHP'nin yalnızca 'sığ siyaset' yaptığıdır. Peki tarihsel suçlamaları açık kanıt olmadan siyasi kimlik tanımına dönüştürmek, seçmeni bilgiye mi yoksa korkuya mı sevk ediyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmalarını hep şiirle süsler... AK Parti son grup toplantısında da tanıklık ettik buna. Belediyelerdeki yolsuzluk, rüşvet, irtikap, âlemleri dile getirirken, CHP ve Genel Başkanı Özgür Özel'e yüklenirken,

Tevfik Fikret'tin Han-ı Yağma şiirinden esinlendi:

''Bu ülke CHP'nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları, CHP'li başkanların han-ı zi-safası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size 'Yiyin efendiler, yiyin. Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin' demez. Diyemez, demeyecektir.''

Tevfik Fikret bu şiirinde, çok sevdiği 2. Meşrutiyet döneminde;

Bazı yöneticilerin devleti, milleti nasıl sömürdüğünü şöyle anlatır:

"Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını,

Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini,

Bütün ferağ-ı hâlini, olanca şevk-i balini.

Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!"

1912 yılında yazılan Han-ı Yağma âdeta günümüze ışık tutuyor...

Mülkiyetine mülk katan, 'cukkalama'ya vakıf kılıfı uyduran kimi CHP'li belediye başkanları için söylenmiş gibi...

***

Tekrar grup konuşmasına dönecek olursak. Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisine yönelik...

Özgür Beyin "Darbeci', Cuntacı" iftiralarına da cevap verdi.

27 Mayıs Darbesini,12 Mart Muhtırasını, 12 Eylül Darbesini, 28 Şubat Darbesini, 27 Nisan Bildirisini, Gezi Olaylarını, 17-25 Aralık Darbesini,15 Temmuz İhanetini hatırlatarak...

CHP'nin, darbeci ve cuntacılarla kol kola yürüdüğünü söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu anlattıkları ile de yetinmedi.

Video izletti, CHP'nin darbeci geçmişini gözler önüne seren...

Sözlerini CHP'nin portresini şöyle çizerek noktaladı:

"Kimse kusura bakmasın ama Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik, CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP'nin millî sporudur."

Siz bakmayan Özgür Özel'in:

"Millet iradesine sahip çıkıyor" mitinglerindeki konuşmalarına...

Söylem başka, eylem başka...

SAĞ SİYASET/SIĞ SİYASET...

Meslektaşımız akademisyen Serpil Seda Şimsek... "Cumhuriyetin Öteki Yarısı" adını verdiği doktora tezinde, 1946-2002 yıllarını kapsayan dönemi işleyen,

DP, AP, ANAP, DYP'nin siyasi arenada olduğu, siyasi tarihimizin mihenk taşı 'Merkez Sağ'ın Seyrini anlatıyor.

Uzun süren araştırma ve yoğun emek mahsulü eserde...

Söz konusu 4 partiyi;

Sosyal destek tabanları, ekonomi politikalarını, hayat tarzından kaynaklanan bölünmelerini, mevcut rejimle olan ilişkilerini, millî güvenlik ve dış politika parametrelerini masaya yatırarak tek tek analiz ediyor.

Darbe, cunta ve CHP'nin yağma sofrası!..

***

Bu 50 yıllık süreçte;

Türkiye'nin kalkınması/gelişmesinin, uluslararası alanda söz sahibi olmasının fikir ve düşünce hürriyetinin yaygınlaşmasının, temel hak ve hürriyetlerin teminat altına alınmasının, ekonomik alanda gerçekleştirilen reformların, çağ atlatan büyük projelerin altında... merhum devlet adamları:

"Demokrasi Şehidi" Adnan Menderes, "Barajlar Kralı" Süleyman Demirel, "İcraatlarımıza muhalefetin hayalleri bile yetişemez" diyen Turgut Özal'ın imzaları var.

Keşke meslektaşımız Seda Hanım;

2002 sonrasını analiz eden bir eseri de kaleme alsa...

Zira bu zaman diliminde iktidar ve Cumhur İttifakı'nın...

Tarihî ve siyasi varlığı çok önemli, AK Parti ve MHP'nin...