Yazı, aile yapısının güçlendirilmesini Türkiye'nin demografik ve dijital güvenlik krizlerine karşı temel çare olarak sunmaktadır. Çocukların dijital ortamdaki risklerinden ve yaşlanan nüfusun getirdiği zorlulardan bahsederek, devlet ve toplumun aile odaklı politikalar uygulaması gerektiğini vurgulamaktadır. Ancak bu yaklaşım, aile kurumunun tek başına çözemeyeceği ekonomik, teknolojik ve yapısal sorunları görmezden mi geliyor?
Beka ve milli güvenlik meselesi
Bir toplumun temel direği nedir
Bu soruya verilecek cevap ailedir.
Peki ailenin temel direği nedir
Çocuklarımız ve yaşlılarımız...
Çocuklarımız geleceğimizin teminatı...
Yaşlılarımız da tecrübe abideleri...
Yol göstericilerimiz, varlık sebebimiz.
Bunlar geçmişle gelecek arasındaki köprülerimiz...
Bu vesile ile iki toplantıdan bahsetmek istiyorum.
Aile Bakanlığı'nın organize ettiği ilk toplantı:
Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması'na yönelik.
BM ve UNICEF'nin iş birliğiyle gerçekleştirildi.
Toplantıda benim dikkatimi çeken konuşma ise...
Çocuk temsilcisi Eda Nur Karaca'nın söyledikleriydi.
Dijital Dünyanın faydalarını da anlattı.
Verdiği zararları, tehlikeleri de dile getirdi.
Neler söyledi bir göz atalım:
"Bizim kuşağımız için dijital dünya bir seçenek değil, bir yaşam alanıdır. Biz burada öğreniyor, burada iletişim kuruyor, burada kendimizi ifade ediyoruz. Dijital dünya; eğitim hakkımızı kullandığımız, fikirlerimizi paylaştığımız ve kimliğimizi geliştirdiğimiz dinamik bir alandır. Ancak aynı zamanda bu alan, biz çocuklar için her zaman güvenli değildir. Dijital dünyada, çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek çeşitli riskler bulunmaktadır. Koruma ve özgürlük dengesi birlikte düşünülmelidir. Bizimle ilgili alınan kararlarda, bizim görüşlerimize de yer verilmelidir."
Eda Nur'un dediklerine katılmamak mümkün mü
Emine Erdoğan Hanımefendi de konuşmasında, ailelere çağrıda bulunurken;
Çevrim içi istismarlara dikkat çekti:
"Yapılan araştırmalar, küresel ölçekte yılda 300 milyondan fazla çocuğun çevrim içi istismar ve tacize maruz kaldığını göstermektedir. Bu vakaların sıklığının her 10 saniyede bire kadar düşmesi, aslında her ülkeyi, her haneyi, her okulu saran bu gizli salgının boyutlarını açıkça ortaya koymaktadır. Eğer çocuklarımızı dijital dünyanın risklerinden koruyarak güçlü ve bilinçli bireyler olarak yetiştirmek istiyorsak, bunu ailelerle el ele vererek başarmalıyız. Dijital ortamları güvenli hâle getirmenin bir diğer yolu da güçlü aile içi iletişimdir. Aile, dün olduğu gibi bugün de hayatın zorlukları karşısında en güvenli sığınağımızdır."
Aile Bakanı Mahinur Göktaş'ın dediği gibi:
Dijital dünya büyük imkânlar sunuyor. Bilgiye erişimi kolaylaştırıyor. Öğrenme fırsatlarını çeşitlendiriyor. Çocukların yeteneklerini görünür kılıyor.
Fakat aynı alan;
Zararlı içerik ve manipülasyon gibi...
Çok katmanlı riskleri de beraberinde taşıyor.
Bu riskler, çocuklarda yalnızlaşmayı derinleştiren ve depresif etkiler doğuran, ağır sonuçlara yol açabiliyor.
***
TBMM'den geçen Sosyal Medya düzenlemesi, inşallah çocuklarımızı musibetlerden koruyacak, manipülasyonlara, yönlendirmelere set çekecektir. Türk ailesini hedef alan oyunları bozacaktır. Kültürel yozlaştırmaların önüne geçecektir.
Tabii görev sadece devlete, ailelere düşmüyor.
Hizmet sunucuları, eğitim camiası hukukçular, sivil toplum kuruluşları, ilgili kurumlar, kuruluşlar... Toplumumuzun her bir ferdi sorumluluk altında.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş saldırıları... Topyekûn seferberliğimiz için yeterli bir sebep... Yeter ki ders almasını bilelim.
***
İkinci toplantımız da yaşlılarla ilgiliydi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz...
"İkinci Yaşlılar Şûrası"nın kapanışında konuştu.
Kanayan yaramız doğurganlığın düşmesine, çocuk ve genç nüfusumuzun azalmasına;
Yaşlı nüfusumuzun artmasına yönelik kaygılarını zikretti:
"65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 10'u aştığında o ülke artık çok yaşlı ülke kategorisine girmiş oluyor. TÜİK tahminlerine göre demografik göstergelerdeki mevcut yapı devam ederse 2025 yılında bu oran yüzde 11,1'e çıkacak, 2030'da yüzde 13,5'e, 2100 yılında ise neredeyse nüfusumuzun üçte birine ulaşmış olacak."

26