Zorla güzellik inan ki olmaz

Akif Beki
Bugün
14

Maksadı ne, Bahçeli niye CHP'nin birliğini korumakta bu kadar ısrar ediyor, anlaşılmaz değil.

Asıl anlaşılmaz olan, AK Parti'nin sessizliği. O niye müdahalelere karşı siyasetin demokratik işleyişini savunmuyor Muamma bu.

Bahçeli, başından beri CHP'ye kayyum atanmasına karşıydı. Doğru ve mümkün değil, diyeli bir yıl oldu.

Mutlak butlan çıktı çıkacakken de CHP'nin içinin karıştırılmasına, bölünüp parçlanmasına ve hukuken zedelenmesine müsaade etmemeye çağırdı.

Ama Kılıçdaroğlu müsaade etti. 'Var mısın, yoksan butlan niye çıksın', seslenişlerine 'varım, buradayım, göreve de hazırım' çıkışıyla davetiye bile çıkardı.

'Davetiye çıkarmasa belki de butlan çıkamayacaktı' görüşü yabana atılabilir mi

Bayram hediyesini aldı, muradına erdi. Fakat anlamazdan gelince MHP lideri bu kez isim vererek Kılıçdaroğlu'na çağrısını tekrarladı. Diyor ki:

"Kılıçdaroğlu, 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Özel ile görüşerek CHP'nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir."

AK PARTİ'NİN SESSİZİĞİ: NEREDEN NEREYE

Sasece dış halkadaki birkaç AK Parti'linin ikazları duyuluyor. Ancak onlar da gazeteci görünümlü iktidar borazanlarının renk vermesinden rahatsız.

Kılıçdaroğlu'nu desteklediklerini o kadar belli etmesinler, taraf tutmuyormuş gibi yapsınlar, diye uyarıyorlar. Mutlak butlandan yana, Özgür Özel'e karşı görünmeyi yanlış buluyorlar.

Ayıp, bize yakışmaz diye değil. Dertleri zevahiri kurtarmak, hepsi o.

Ziya Paşa'dan "sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın" dizesini üstlerine almamanın rahatlığı içindeler.

Halbuki... Ana muhalefeti kimin yöneteceğine partililerin değil de yargının karar verdiği bir müdahaleye taraf ve taraftar olmadıklarını göstereceklerse en iyi yolu çıkıp söylemektir.

AK Parti Sözcüsü niye utamma belâsına da olsa hiçbir şey söylemiyor

Böyle miydi oysa AK Parti'nin töresi...

Seçilmişler savcı ve hakim gibi atanmışların oyuncağı olmasın, görüşü AK Parti'nin değil miydi

Siyasetin sandık dışı yollarla şekillendirilmesine en çok AK Parti karşı durmuyor muydu

Seçimle gelen seçimle gitsin, yargı vesayetiyle partiler dizayn edilmesin, milletin dediği olsun, siyasetçiler jüristokrasinin cici kuklasına çevrilmesin diye ne mücadeleler vermediler mi

Nereden nereye...

CHP'nin yargı süreçleriyle etkisizleştirilmesine iktidar ortağı Bahçeli'yle birlikte bütün muhalefet partiler tepki gösterirken şimdi bir tek AK Parti sessiz kalıyor.

Hayreti mucip olan asıl budur, Bahçeli'nin Kılıçdaroğlu'na ısrarla kayyum olarak CHP'nin başına dönmeyi reddetme çağrısı değil.

ÇÜNKÜ MAĞLUPTUR BU YOLDA GALİP

MHP ve diğer siyasi partiler neyin farkında da AK Parti kabullenmeye yanaşmıyor, derseniz...

Mesele romantik bir demokrasi sevdasından ya da siyasetçi dayanışmasından ibaret değil.

Bir defa zorla güzellik olmaz, inanın ki olmaz.

Ana muhalefeti kimin yöneteceğine yargıda karar verilirse başına atanacak kayyum, binayla tebalayı alır da seçmeni nasıl tutacak Dışarıdan halk ithal etmeyecekse mümkün mü

Partiler, tabela ve bina değildir. Seçmeni küstürüp oyları kaçırdıktan sonra tabelayı, binayı kim, ne yapsın

Aynı şey; sandıkta kaybettiğiniz belediyeleri sandıksız geri alabilirsiniz ama giden seçmeni bu yolla geri getirebilir misiniz

Devlet gücü ve imkanıyla sandıksız kazanılan demokrasi zaferleri, ileride gururla anılacak zaferler olmayacak. Şükür namazıyla kutlanmaları, oyuncak zafer oldukları gerçeğini değiştirnez.

Hem bu yöntem iktidarlara hayretse AK Parti'ye de ederdi. Kendi başkanlarını istifaya zorladığı 2017'den beri oyları gerilemezdi. Ankara, İstanbul, Bursa ve Balıkesir'i CHP'ye nasıl kaybetti

Hukukun altını oymak, demokrasinin içini boşaltmak, sandığı anlamsızlaştırmak siyasetçi için bindiği dalı kesmektir.