Doruk Madencilik işçilerinin hak mücadelesi tatlıya bağlandı ama nasıl bağlandı
Patronları maaşlarını ödemiyordu, alın terlerinin karşılığını alamıyorlardı. Eskişehir'den Ankara'ya yürüdüler, açlık grevi yaptılar, gaz yediler, polis müdahalesine direndiler... Ve sonunda İçişleri Bakanı Çiftçi'nin dayanamayıp patronlarını aramasıyla çözüldü.
Bütün istedikleri seslerini iktidara duyurmak, destek ve dayanışma görmek, maden zengini Yıldızlar Holding üzerinde baskı kurarak haklarını ödemeye zorlamaktı.
İçişleri Bakanı Çiftçi inisiyatif almasa...
Enerji Bakanı Bayraktar, "ben bu şirkete bir daha maden ruhsatı falan vermem" diyerek rest çekmese...
Çalışma Bakanı Işıkhan devreye girmese...
Ruhsatlara boğularak şımartılmış o patronlar hizaya gelmeyecekti.
Oysa en baştan denetim ve yaptırım sistemi etkin çalışabilir, iktidar da işçilerin karşısına polis dikmek yerine yanlarında yer alabilir, bakanlar desteğe gidebilirdi.
Tartışma buradan yürüyor şimdi.
Muhalefet, meselâ CHP'li Murat Emir gecikmenin üstüne gidiyor.
Sorular şu minvalde...
İçişleri Bakanı'nın bir telefonuna bakıyorduysa ne beklendi
İktidar niye hak yiyen patronların yanında duruyor göründü, işçilere karşı muhataplık sorumluluğunu üstlenir duruma düşmekten başta niye kaçınmadı
Haksız patrona karşı hakkını arayan işçinin yanında durduklarını göstermeleri neden zaman aldı
İktidar kanadı da cevap yetiştirmekle meşgul.
Gecikmenin arkasındaki nedenleri sorgulamaya yer var mı, var. Yeni zenginlerle iktidar, ayrıcalıklı elitlerle ezilen halk ilişkisi etrafında tartışabiliriz.
Fakat asıl konuşmamız gereken şu değil mi:
Adâlet Bakanı Gürlek, yabancı yatırımcının haklarını koruyacak hukuk güvenceleri getirmekten söz ediyor.
'Hukuklarını savunuruz, iktidarda biz varız, bize güvensinler, evelallah haklarını yedirmez koruruz' gibi kişisel güvenceler yabancıya yetmiyorsa kendi vatandaşımız niye bu kadarıyla yetinsin
İyi ki insaflı ve duyarlı bir İçişleri Bakanı'mız, Enerji ve Çalışma bakanlarımız var. Patronu arayıp işçinin parasını ödemesini istiyor, söz verdiriyorlar...
Fakat hakkımız, hukukumuz yetkililerin insafına mı kalacak O gün terslerinden kalktılarsa, insafa gelmezlerse vay hâlimize mi Allah'tan korkmaz, kuldan utanmaza çatarsak yandık mı
Adâlet Bakanı değişince 638 faili meçhul dosya, 693 maktul için bir ekip kuruldu. Gürlek, "Gülistan Doku'dan Rabia Naz ve Rojin Kabaiş'e, vicdanları yaralayan dosyalar, ucu kime dokunursa dokunsun incelenecek" diyor.
Madem incelenebiliyordu, daha önce ucu zülfüyare dokunmasın diye mi incelenmedi Örtbas suç değil mi, adâlet bu şüpheyi kaldırmaz, ilgililer töhmet altında.
Aynı iktidar döneminde bile adâletin kaderi bakanın şahsi tavrına bağlı olabilir mi Bakandan bakana fark eden bağımsız yargı, adli kolluk, cinayet soruşturması mı olur
Hakkımız kaybettirilip tekrar buldurulunca hâlimize şükrederek sevinmemiz bekleniyor. Sevinelim sevinmesine de...
Haksızlık yapanlardan, devlet yetkisini kötüye kullananlardan, görevini savsaklayanlardan bu dünyada hesap sormanın güvencesi lâzım bize. Hani şu yabancı yatırımcının istediğinden. Anladınız siz onu. Anlamayanlar yazının diğer yarısına buyursun.
--------
VAAZLA ADÂLET SAĞLANMIYORAnayasa Mahkemesi, âdil yargılanmama ve haksız tutuklama kararları verdiğinde beğenilmezse uygulanmıyor.

5