Trump'ın Avrupa şubesi zorda

Orban'ın ilk kez yenilme riskiyle karşı karşıya olması sadece onun değil, temsil ettiği popülist modelin de söndüğü anlamına mı geliyor?

Akif Beki
Bugün
5
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, 16 yıldır iktidarda kalan Macaristan Başbakanı Orban'ı, dini ve milliyetçi söylemle toplumu kamplaştırıp, uluslararası otoriter güçlerle işbirliği yapan bir popülist madrabaz olarak niteliyor. Orban'ın yaklaşan seçimlerde ilk kez ciddi yenilgi riskiyle karşı karşıya olmasını Trump-Putin-Netanyahu eksenindeki popülist modelin çöküşünün habercisi olarak yorumluyor. Peki Orban'ın kaybı, Avrupa'da demokrasi savunucularının gerçekten bir zafer midir, yoksa bu seçim sadece bireysel bir liderlik meselesi midir?

Soros'un bursuyla okuyup, sponsorluğunda siyasete giren birini düşünün...

Ama rakiplerini Soros'tan fonlanmakla suçlasın, Soros'un karanlık operasyonlarına karşı mücadele iddiasıyla oy toplasın ve 16 yıldır iktidarda tek adam olarak kalmayı başarsın...

Önümüzdeki pazar Macaristan'da seçim var. Ve popülist madrabaz Orban, Başbakanlıktan olmaya ilk kez bu kadar çok yakın görünüyor.

Sandıkta yenilirse bu sadece onun şahsi yenilgisi değil, temsil ettiği modelin ve dünyada dayanıştığı aşırı sağcıların da yenilgisi olacak.

Öyle bir ucuz popülist şovmen ki...

Her seçim Müslüman ve göçmen düşmanlığını körükledi, 10 milyonluk Macaristan'da 10 binden az Müslümanı tehdit gibi gösterdi, 'kiliseleri yıkıp çanları susturarak camiye çeviriyorlar' yaygarası kopardı, Hristiyan yaşam biçiminin tehlikede olduğunu söyledi, Müslüman göçmenlerin Avrupa'yı istilaya geldiği korkusu pompaladı, Sorosçu sessiz işgalden bahisle paranoya kaşıdı, Batı'nın Macarları LGBT yaparak soylarını kurutma emellerine karşı halkı ayağa kalkmaya çağırdı, muhalefeti emperyalist dış güçlerin içerideki gayrimilli etki ajanı ve işgal kolu diye karaladı...

İşte böyle böyle, o komplo teorisi bu kara propagandayla din ve miliyetçilik üzerinden toplumu kamplaştırarak kazandı seçimleri.

Madrabazlığının seviyesini şuradan da anlarsınız.

Avrupa Birliğine, NATO'ya karşı Trump ve Putin'i tutup, onların truva atı gibi ikili oynayıp, buraları içeriden yıkmaya görevliymişçesine takılan da o...

Trump MAGA'cılarının Avrupa ayağı olup MEGA'cıların önüne düşen, Make Europe Great Again sloganıyla Avrupa demokrasisinin içini boşaltmayı tezgahlayan, AİHM'e ve insan hakları savunusuna savaş açanların başı da o...

Netanyahu faşizmine, Gazze'deki katliamına hak verip Netanyahu'ya tutuklama kararına tepki olarak Ceza Mahkemesinden ülkesini çeken de o...

Hem Trump'la Putin'in takdirini, Netanyahu'nun aferinini, Avrupa aşırı sağcılarının gönlünü alıp hem de İslam dünyası liderleriyle dost, Gazze Barış Kuruluna üye, demokrasi ve hak hukuk şampiyonu geçinen de o.

Şimdi hepsinin dış desteğiyle, savaşa karşı barışı savunuyor görünerek, şahsını ülkenin güvenliği ve istikrarının garantisi gibi sunarak sandıktan tekrar çıkmaya çıpınıyor.

Trump arkasında, bugün yarın Yardımcısı Vance'i yardıma gönderiyor. Seçim kampanyasına Netanyahu destek atıyor. Bir yanında Putin, diğerinde Avrupa aşırı sağ liderleriyle kol kola...

Karşısında ise 2 yıl önce yollarının ayrıldığı Magyar...

Anadolu Ajansı, son anketleri dün şöyle özetliyordu:

"Muhalefetin önde göründüğü çoğu anket, Orban'ın 16 yıllık iktidarında ilk kez bu ölçekte bir yenilgi riskiyle karşı karşıya bulunduğu yorumlarına neden oluyor.

21 Research Center tarafından 23-28 Mart'ta yapılan ankete göre, Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi kararlı seçmenler arasında yüzde 56 destek alırken, Orban'ın Fidesz Partisi yüzde 37'de kaldı.

Zavecz Research'in aynı dönemde yayımladığı bir başka ankette ise Tisza'nın yüzde 51, Fidesz'in yüzde 38 seviyesinde olduğu görüldü.

Nezopont Enstitüsünün şubatta yaptığı ankete göre de Fidesz yüzde 46, Tisza yüzde 40 oy alıyor.