Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, erken seçim için en uygun tarihi yazdı, Anadolu Ajansı da yayınladı.
Muhalefet bastırıyor ama AK Parti ile MHP kararlıydı, gündemlerinde erken seçim yoktu. İktidar ortakları seçimin erkene alınmayacağını, vaktinde yapılacağını söylüyordu.
Uçum ise yeni sistemde zaten erken seçim diye bir opsiyon olmadığını, adının değiştiğini, fiilen aynı kapıya çıksa da ona artık 'seçimlerin yenilenmesi' dediklerini izahla açıyor lâfı...
Ve 2027 sonbaharından önce bunu konuşmak için bir nedenleri bulunmadığını belirttikten sonra sözü, seçimlerin ne zaman yenilenebileceğine getirip ihtimalleri değerlendiriyor.
Mehmet Uçum, en uygun tarih olaraksa vaktinden bir ay öncesini, 16 Nisan 2028'i öneriyor. 2017'deki Cumhurbaşkanlığı Sistemi referandumunun yıl dönümüne denk düşeceği için, bu tarihe sembolik bir anlam da yüklüyor.
Oldu olacak, bir ay daha bekleyip vaktinde yapılabilir. Bir ay öne alıp kâğıt üstünde erken seçim gibi göstermeye, seçimi kısa bir zaman farkıyla yenileme oyununa niye ihtiyaç var Uçum, gerekçesini de saklamıyor.
Şöyle açıklıyor; Erdoğan'ın bir dönem daha Cumhurbaşkanlığına ihtiyacı yok ama Türkiye'nin bir dönem daha Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına ihtiyacı var.
Doğrusunu isterseniz baskın seçim senaryolarına karşı benim savunduğum tezle uyumlu.
2027 sonbaharından önce bir seçimi olası görmediğimi hep söyledim. Muhalefet istese de iktidarın işine gelmeyecekti. Niye yapsınlar, bir nedenleri olmadığı aşikârdı.
Hatta ekonomistlerin öngörüleri doğruysa, şartlar iktidar için iyileşmeyip daha da kötüleşecekse kaybedecekleri bir seçimi hiç öne almayacaklardı. 2028 ilkbaharına sarkmasını tercih edeceklerdi.
Erdoğan'ın tekrar adaylığı için, sadece şekil şartlarını yerine getirecek, zevahiri kurtaracaklardı. Vaktinde seçime çok yakın bir tarihe çekmeleri yetecekti onlara.
Uzun lâfın kısası, Uçum'un önerdiği seçim tarihi benim için hiç sürpriz olmadı. AK Parti yetkilileri de şaşırmamıştır.
Fakat seçim tarihini Cumhurbaşkanı Başdanışmanı'ndan duymak da mı AK Parti yöneticilerini şaşırtmamıştır Orası da mı sürpriz değil, onu nasıl karşıladılar, asıl merak ettiğim o.
BÜROKRAT AKLI SİYASİ AKLA TABİ OLMAYACAK MIYDIÜlkeyi siyasi akılla yönetmek için oy isteyen kendileri. Millet onlar yönetsin, bu kararları onlar alsın diye siyasetçileri seçiyor. O işleri atanmış bürokratların aklına bıraksınlar, diye değil.
En yarayışlı seçim tarihini atanmış bir danışman düşünüp açıklayacaksa iktidar siyasetçilerine ne kalıyor Varlık sebeplerini, en temel iddialarını boşa çıkarmıyor mu
Bürokratik oligarşiye, atanmışların seçilmişler üstündeki vesayetine karşıydılar. Bürokratik akıl, siyasi akla tabi olacak diyeydi bütün mücadeleleri. Kendine 'devlet aklı' süsü veren vesayetle mücadeleyi de kazanmışlardı.

44