Orhan Pamuk masum mu

Masumiyet Müzesi, elime alıp bitiremediğim Orhan Pamuk romanlarından. Benim Adım Kırmızı gibi akıp gitmedi, bir solukta okuyamadım.

En sevdiğim kitabıysa bir roman değil. Meslek sırlarını anlattığı Saf ve Düşünceli Romancı.

Umberto Eco, Genç Bir Romancının İtirafları'nda ne yapıyorsa Pamuk da bu kitapta onu yapıyordu. Elimden bırakamamıştım.

İyi roman yazmanın inceliklerinden biri, kendini beğenmiş narsistlerden olmamaktı.

Kalemini tutuk, sıkıcı bulanlar bile Pamuk'un kurgudaki ustalığını inkâr etmiyor.

Dilini sevmeyenlerin dahi teslim edeceği bir başka özelliği de herhalde narsist olmadığıdır.

Masumiyet Müzesi diziye uyarlandı, Netflix'te izledim. Beklediğimden çok daha başarılıydı, iki oturuşta bitirdim.

Ama benim kadar beğenmeyenler var. Günlerdir oyunculuğundan görsel kalitesine, senaryosundan müziğine, karakterlerin gerçekçiliğinden ait oldukları sınıfları doğru veya çarpık mı temsil ettiklerine lâf edip tartışıyorlar.

Malihülyaya, kara sevdaya artık toksik aşk, deniyor. Böyle Yeşilçam sonrası bir dönemdeyiz. Zengin oğlan, fakir kız hikâyesinin suyu sıkılmış zaten. Anlatılmadık nesi kaldı

İzlediğim dizi tekrara düşmeden, arabeskleşmekten kaçınarak, Yeşilçam klişelerini alttan alta ironiye de bozarak hikâyeyi başka bir yerden çekmeyi başarıyor.

Orhan Pamuk'sa romana sadık kalınmasını takdirle yetinmeyip, bu başarıda yönetmenin de katkısını, payını övmek için galada şunu söylüyor:

"Bütün Orta Doğulu erkeklerin kafalarındaki pisliklerden bende de biraz var. Bu yüzden bu filmin çekilmesinden ve Zeynep Hanım'ı seçmenizden çok memnunum. Romanım, Zeynep Hanım sayesinde dengelendi."

Öncesinde diziyi tanıtmak için konuştuğu New York Times'a şöyle demişti:

"Her romancı eserinin filme uyarlanmasını ister. Çoğu zaman motivasyon ya paradır ya da popülerliktir. Ben de bu zaafları taşıyorum."

Birlikte ele aldığınızda kendisiyle dalga geçmeye, başarıyı paylaşmaya ve kadın izleyiciye gelgel için erkek bakışını aşağılamaya çalışırken baltayı taşa vurduğu çıkmıyor mu

Batılılar karşısındaki aşağılık kompleksini dışa vurduğuna, efendisine yaranmak için takla atan sömürge kölesi yahut ev zencilerine benzediğine, kimliğinden utandığına, Orta Doğulu olmayı nasıl hâkir gördüğünü ele verdiğine yoruldu.

BELKİ SAF AMA DÜŞÜNCESİZCE SÖZLER

Ödüllü romancımızın karalayıcı bir genelleme kullandığı ve eleştiriyi hak ettiği muhakkak.

Saf ve düşünceli romancının saf ama düşüncesiz bir gafı olamaz mı

Maksadını aşan bir ifadeden ibarettir belki. Yermek istediği Orta Doğululuk değil de kendisi ve erkek bakış açısıyken meramını anlatamamıştır.

Yani acaba... Tevazu arz edeyim, başarıyı yalnız kendime mâl etmeyeyim, ekibi onurlandırayım, kadın okuru da çekeyim, bir taşla bir sürü kuş derken özüne, aslına karşı bir nefret suçuna mı karıştı Yüzüne, gözüne mi bulaştırdı

Yönetmen Zeynep Günay'ın şahsında yapımcı Kerem Çatay ve senarist Ertan Kurtulan ile başrol oyuncuları Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir'i takdir etmektiyse niyeti... Bir çuval inciri berbat etti.