Öcalan için İmralı'da bir yer, bir yapı inşa edilmiş; DEM Eş Genel Başkanı Bakırhan doğruladı.
Bakırhan'a göre sıradaki sorun, buraya bir ad koymak. "Oraya geçerken ne diyeceğiz; adı, statüsü nedir" diye soruyor ve yakın zamanda çözülmesini bekliyor.
Bir aydan çok oluyor, MHP lideri Bahçeli, Öcalan'ın statü sorununun nasıl çözüleceğini samimiyetle tartışmaya ve belirsizliği ortadan kaldırmaya çağırmıştı. Ne kastettiği şimdi daha iyi anlaşılıyor.
"PKK'nın kurucu önderinin statü açığı nasıl giderilecek" sorusu, Öcalan için İmralı'da hazırlanan yeni yapıyla ilgiliymiş. Ev mi, adına ne denecek
Bahçeli'nin statü çağrısı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sorulduğunda, İmralı'nın şu an gerektiği gibi Adalet Bakanlığınca işledildiğini söylemiş, başka da bir şey dememişti.
O sırada İmralı'dan da Öcalan'ın böyle bir beklentiye girdiği mesajı getirilmişti. DEM'li Ömer Öcalan görüşmüştü. Statüsünün belirlenmesini bekliyor ve her zamanki aceleciliğinin aksine bu kez aceleye getirilmemesini istiyordu.
Bütün bunlar, Trump'la Netanyahu'nun parmakları henüz tetikteyken, Hamaney'i vurarak başlattıkları son İran saldırısından hemen önceydi. Günler sonra savaş patladı.
O nedenle Öcalan'ın, İran'da doğacak fırsatları görmek için frene bastığından şüphelenmiştim. Sürecin yavaşlatılmasından, oyalanmasından, zamana yayılmasından ilk kez şikayet etmiyordu.
Geçen hafta Bahçeli de sürecin aceleye getirilerek boğulmaması için uyardı. Şaşırtıcıydı, çünkü hep hızla tamamlansın diye bastırıyordu.
Fakat MHP'nin hukukçu kurmayı Feti Yıldız, önceki gün aksi bir çıkışla dikkatimi çekti. Meclis Komisyonu'nun hukuk ve demokratikleşme önerilerinden bahisle diyordu ki, gerekleri daha fazla zaman kaybetmeden ivedilikle yerine getirilmelidir.
DEM'li Bakırhan'ın ardından gelmesi manidardı, Öcalan'a hazırlanan yerleşkeye artık bir ad koyma çıkışına mı karşılık
"MHP'yle DEM aceleden yana, AK Parti ise ağırdan alıyor" yorumlarına konu oldu.
Cevap, Türkiye'yle Sabah gibi iktidara yardımcı gazetelerden duyuldu.
Güvenlik kaynaklarına dayandırdıkları haberler, gecikmeden PKK'yı sorumlu tutuyordu.
PKK, İran'daki savaşı fırsat görerek Kandil'deki silah bırakma sürecini yavaşlatmış. Bu durum da süreçle ilgili karşı adımları, yasal düzenlemeleri geciktiriyormuş.
Yani Hakurk, Gabar ve Kandil'in çoktan boşaltılması gerekirken silah bırakma süreci durma noktasına gelmiş. Takvimi aksatan buymuş. Çünkü örgüt, İran bir çıkış limanı olabilir mi, ona bakıyormuş.

6