Öcalan eski AK Parti'yi bulabilecek mi

Akif Beki
10.06.2026
50

DEM, hafta sonu Diyarbakır'da Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı topladı. Öcalan'ın gönderdiği mesajda üç hedef öne çıkıyordu:

Bir: Devlette merkeziyetçiliğin azaltılması.

İki: Yerel demokrasinin anayasal güvenceye kavuşturulması.

Ve üç: Devleti yeniden yapılandırarak yerel demokrasiye dönüş.

Bunları şart görüyor, bu hedefler için mücadeleyi büyütmeye çağırıyor ve bunlara direnmenin akıntıya karşı kürek çekmek olduğunu söylüyor.

Yerel demokrasi, Öcalan'ın hem Kürt Sorunu'na hem de ülkedeki siyasi, ekonomik krize çözüm önerisiymiş. Aksi hâlde krizin derinleşeceği uyarısını da ekliyor.

İlerlemeden önce Öcalan'ın şu cümlelerini dikkatlice okuyun:

– "Antidemokratik merkezi yapıların kendiliğinden dönüşeceğini bekleme yanılgısına düşmemek gerekir."

– "Yerel demokrasi ve demokratik anayasa" formülü, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümünün de formülüdür."

– "Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde geliştirmeye çalıştığımız demokratik entegrasyonunun şah damarı da yerel demokrasidir. Demokrasinin bu denli kolayca inkar edilebildiği bir ülkede, hiçbir sorun çözülemez ve çözülemediği de ortadadır."

– "Yerel demokrasiye dönüş ülkelerin kurtuluşu, toplumların nefesi olmuştur. Avrupa Birliği'nin Yerel Yönetimler Özerklik Şartı da bu sürecin bir devamıdır."

– "Kürt Sorunu, yerel yönetim düzeyinde çözüm aşamasına gelmiştir."

Öcalan'ın aradığı, eski AK Parti. Ama bulmuş gibi konuşuyor. Peki, böyle bir çözümün eşiğine gelindiğinden yeni AK Parti'nin de haberi var mı

Çünkü iktidar, belediyelerin yetkilerini yeniden düzenleme peşinde. Ancak Öcalan'ın umduğunun tam tersi istikamette.

YEREL YÖNETİMLER NİYE FAZLA GELMEYE BAŞLADI

Bugünkü AK Parti, belediyelerin yetkilerini az değil fazla görüyor. 2019'dan sonra fikirleri değişti. İstanbul ve Ankara'yı CHP alınca, kayyum atanan belediyeleri DEM yine kazanınca fark ettiler ki belediyeler aşırı güçlenmiş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarlarının ilk iki döneminde belediyelere aktardıkları yetkiler iyiye kullanılırken sonradan kötüye kullanılmaya başladığını anlatmıştı. Yönetimleri AK Parti'den CHP'ye geçince bozulmuşlar.

Kamu yönetimi reformu, AK Parti'nin ilk bakanlar kurulunun iki ana gündem maddesinden biriydi. Merkezde aşırı toplanan yetkileri yerele dağıtacak, bürokrasiyi küçültecek, yerinden yönetimi güçlendirecek, hayatı halka kolaylaştıracaklardı.

Şimdi yerelde kalan dişe dokunur ne yetki varsa onları da merkezin tekelinde toplamaya uğraşıyorlar.

Reformun mottosu 'önce insan'dı. 'Önce devlet' değil...

24 yıl sonra geldiğimiz yere bakın. Artık bütün yetkileri tek elde toplayan aşırı merkezileşmiş bir devletçilik AK Parti'ye hakim.

Eski AK Parti'nin kamu yönetimi reformu bir fırsattı. Nasıl mı kaçırıldı

Federasyonla, eyalet sistemiyle alakası yoktu. Üniter yapı korunarak yapılacaktı. Ama bölünme paranoyasının kaşınması yüzünden yapılamadı.

Bugün iktidarı otoriterleşmekle, tek adam yönetimiyle suçlayanların kimi, o gün merkeziyetçi güç tekelini canları pahasına savunuyordu. Yetkilerin yerele dağılmasını, 'federasyon komplosu, dış güçlerin bölüp parçalama planı' gibi sunuyorlardı.