İspanya Başbakanı Sanchez, tüm dünyada anti-Amerikancıların gönlünü fethetti, başkahramanları o artık. Arap sokağının yeni Nâsır'ı, Doğu'nun da Batı'nın da en ikonik anti-emperyalisti o. Türkiye'de de rüzgârı esiyor, ondan popüleri yok bugün.
Çünkü Trump'a kapıyı gösterdi. Ülkesindeki Amerikan savaş uçaklarını toplayarak çekip gitmeye zorladı. Üslerini ABD- İsrail haydutluğuna kullandırmadı.
Restini çekti ama sonra alttan da almadı. Mostrasını bozduğu Trump, küstahça tehditler savurdu. Sanchez boyun eğmedi, geri adım atmadı. "Kimse ABD'yi kovamaz, biz dünyanın en büyüğüyüz, neresi olursa istediğimiz zaman gider kullanırız" kabadayılığına pabuç bırakmadı.
Sanchez, sosyalist bir siyasetçi. İran'daki molla rejimine kökten karşı olduğunu saklamıyor. Ama İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın dahi takdirini kazandı. Pezeşkiyan'a "Batı'da etik değerlerin hâlâ var olduğunun kanıtı" dedirtti.
Sanchez'e 'dik dur eğilme, İran seninle' tezahüratı duyarsanız şaşırmayın.
Fakat riskleri ve imkânlarıyla Türkiye'nin konumu, güvenlik şartları İspanya'dan çok başka.
Sanchez'le Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eşleştirmek de karşılaştırmak da zorlama geliyor bana.
Onun için 'niye İspanya gibi olamayız' başlığını seçtim. Niye İspanya gibi olamıyoruz, demedim. Eleştiri, yerinmek ya da imrenmek kastıyla fark etmez; yersiz ve haksız bir kıyas.
Cumhurbaşkanı Erdoğan savaşa karşı barışın tarafıyız, diyor. İktidarın durduğu yeri, eski hamaset ve popülizmden uzaklaşarak ince, hassas bir denge siyaseti gütmesini doğru buluyorum.
Kabul edelim ki biz ne ABD'yle İsrail'den ne de İran'dan yana, diğerine karşı olabiliriz. Hem ahlâki duruş hem şerlerinden emin olmak bakımından.
Dışişleri Bakanı Fidan'ın İran'a şu uyarı ve tavsiyesi de gerçekçi: "Sen ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen, hani İsrail'le Amerika'yla ağız dalaşına bile orada girmemen lazım."
Trump, dağıtıp yerle bir ettiğini söylese de İran yıkılmadı, hâlâ ayakta, direniyor. Füze kapasitesi, drone stokları karşı koymaya ne kadar dayanır, ayrı. Dünyanın en üstün askeri gücü karşısında nefesleri iki günde kesilmedi, barutları bitene dek elleri boş durmayacak, gösterdiler.
Yine de bırakın savaşa tutuşup boy ölçüşmeyi, çaplarına bakıp İsrail ve ABD'yle ağız dalaşından bile kaçınmaları gerekiyormuş. Fidan, bu güç dengesinde İran'ın ABD'ye kafa tutmasını, diklenip meydan okumasını yanlış görüyor.
Yağamayacağın hâlde dolduruşa gelmek, gücünün üstünde esip savurarak gürlemek hataysa sadece İran için değildir.
Evet, ABD- İsrail zorbalığına karşı İspanya ve Sanchez gibi olamayız. Ama İran'dan hiç ibret de mi almayalım Bahçeli'nin deyişiyle "ibret almayalım da ne yapalım
-------
EMPERYALİZME DEĞİL DEMOKRASİ VE HUKUKA DÜŞMANLAR
Herkes için demokrasi ve hukukla iç cepheyi güçlendirme çağrısından rahatsız olanlar kimler, dikkat edin.
Bunu söyleyince dümdüz sövmüşsünüz gibi rahatsız olup tepenize üşüşüyorlar.
Bahçeli'nin sorusuyla; iç cepheyi herkesi kapsayacak demokrasi ve hukukla güçlendirmenin neresinden rahatsızlar
ABD- İsrail ikilisi İran'a saldırıyor, bu amigolar da demokrasi ve hukuka saldırarak cevap veriyor. Demokrasi, Siyonizmin yalanıymış. Hukuk, emperyalizmin masalı. Hepsi bizi kandırmak içinmiş, tuzakmış. Bize demokrasi ve hukuk dayatıp kendileri silahlanıyormuş.

21