MÜSİAD'dan faiz oyunuyla servet transferi uyarısı

Akif Beki
Bugün
20

Sonda geri dönmek üzere, MÜSİAD Başkanı'nın şu mesajı baştan aklınızda dursun:

"Bizim için birinci problem enflasyonun yüksek olması değil, öngörülemezlik. Bilmediğimiz şeyi tahminle yönetemeyiz."

Başkan Özdemir'in servet transferi eleştirisine geçmeden, ne yaşandığını da şöyle bir gözden geçirelim.

Yüksek enflasyon-düşük faiz ortamında ucuz krediye erişebilenler çifte vurgun vurmuştu.

Mutlu azınlık, halkın sırtından tatlı servet transferine doyamadı. Faizlerin enflasyona aldırmadan indirilmesi için yine bastırıyorlar.

İstiyorlar ki...

Enflasyon oranının çok altındaki faizlerle kredi çekip enflasyon sayesinde değerlenecek varlıklara yatırsınlar...

Ve kredi borçlarının değeri zamanla azalırken aldıkları varlığın değeri enflasyona paralel artsın...

Fahiş enflasyonun faturasını da mutsuz çoğunluk ödesin, halk fakirleşirken onlar gizli kazanç sağlamaya devam etsin...

Bir avuç ayrıcalıklı elitin hayali bu, tadını aldılar. Fakirden alınıp zengine verilmezse paradan para kazanarak zenginliklerine nasıl zenginlik katacaklar

MÜSİAD Başkanı Özdemir bile bu sömürü çarkına geri dönme özlemiyle yanıp tutuşanlara artık dayanamıyor anlaşılan.

Emeklinin, çalışanın, sanayicinin, çiftçinin, cümle üreticinin kanını kim emiyor Enflasyonla mücadeleye ayarlı faiz mi, yüksek enflasyon ortamında çok düşük faizli kredi kovalayan asalaklar mı

Güya faize savaş açıp Merkez Bankasını hedefe koyanların maskesini şimdi MÜSİAD da indiriyor.

Başkan Özdemir, basın toplantısında bakın, hangi iki dersi çıkarmış:

BİR: Üretimi canlandırmak amacıyla faizleri aşağı çekmek, tek başına doğru sonuç vermiyor.

İKİ: Önceki dönemlerde düşük faiz ortamında sağlanan kredilerin önemli bölümü, üretim yerine arsa ve servet birikimine yöneldi.

Özdemir, geçmiş tecrübeyle bunun test edildiğini söylüyor.

Faizle kavganın sahteliğini, arkada ne döndüğünü daha nasıl ifşa etsin.

Merkez Bankası, enflasyonu baskılamak için 2021'de faizleri yüzde 17'den 19'a çıkardığında manşetten suçlanmıştı. Bu operasyonu kim adına çektiniz, diye.

O sıralar enflasyon yüzde 17 dolaylarındaydı.

Aynı kafa, "Şimsek'in enflasyon programı çöktü" manşetleri atıyor hâlâ. Faizler yüzde 8 buçuktan 50'ye çıkarıldığı hâlde enflasyonun kontrol altına alınamadığından dem vuruyorlar.

Oysa bugün faiz yüzde 40'lardayken enflasyon hedefe indirilemiyorsa sebebi, yanlış bir inatla o gün faizin yüzde 8 buçuğa düşürülmesiydi.

Şimşek'in enflasyonla mücadele programı çöktüyse bu sonuçta o kafanın sorumluluğu yok sanki.

Milletçe 5 yıldır ödediğimiz ağır faturada hiç katkıları olmamış gibi üste çıkıyorlar.

Bunların lâfını dinleyen Merkez Bankası başkanları aranacağına, liyakatli başkanların lâfı dinlense buralara gelir miydi faiz

Ekonomiyi batırmamış da kurtarmış gibi pozlar kesmekten yine de geri durmuyorlar.

Başa dönersek, MÜSİAD Başkanı iktidara karşıtlığından mı uyarıyor; öncelikli sorun enflasyon değil öngörülemezlik diye.

Demek fakir, enflasyon ortamında çalmayı bilmediği için değil, öngörülemezlik yüzünden fakir.

Adâlet Bakanı Gürlek de yabancı sermayenin ürkmeden gelmesi için hukuki belirsizliği ortadan kaldırıp hukuki güvence ve öngörülebilirlik getireceklerini MÜSİAD toplantısında açıklamamış mıydı

Gürlek, Ticaret ve Yatırımda Hukuki Güvence Zirvesi'nde konuşmuştu. Nisan ayındaydı, ev sahibiyse MÜSİAD Başkanı Özdemir'di.

Öngörülemezlik katlanılmaz bir noktaya ulaştı ki MÜSİAD, 4 ay sonraki bu şikayetiyle öngörülebilirliğin nerede kaldığını soruyor.

AK PARTİ'NİN ÜSKÜDAR'DAKİ SON DEMOKRASİ ZAFERİ