Kayyumlar, iktidarın 2019 yerel seçim vaadiydi.
HDP seçmeni baştan uyarıldı. "Teröre bulaşmış kişiler tekrar sandıktan çıkarsa beklemeden, anında gereğini yapıp kayyum atarız" dendi.
2016'dan sonra kayyumların atandığı belediyeleri, HDP yine kazandı.
Tercihini düzeltmesi için fırsat verilmişti ama seçmen yanlıştan dönmeyince iktidar sözünü tuttu.
Kazanan HDP'li başkanlar görevden alınıp yerlerine kayyumlar atanmaya başladı. Yargıda soruşturma açılıp İçişleri'nin idari kararı yoluyla...
İlk o zaman sorulur oldu: Seçime girmeleri serbestken kazanması fiilen yasak olanlar mı var Terörle mi mücadele ediliyor, yoksa milli iradeyle mi
AK Parti için sandık ne diyorsa oydu, seçmenin tercihi baş göz üstüneydi, "yeter söz milletindi". Sandıkla inatlaşacak, milli iradeyle kavga edecek, seçim sonuçlarıyla zıtlaşacak değildi.
Sırf o yüzden galiba, 2019 İstanbul sandıklarından da yanlış aday çıkınca seçmene hatasını düzeltmesi için ikinci bir şans tanındı. Seçim yenilendi ama seçmen yine diretti, daha çok oyla İmamoğlu'nda ısrar etti.
Demek ki uygulama; seçime girmesi serbestken kazanması yasak olanlar mı var, şeklinde anlaşılınca ters tepiyordu.
SEÇMENİ DEĞİL KENDİNİ DÜZELTMEDİKÇE NANAY2024 yerel seçimlerinde de iradesini düzeltmedi seçmen. CHP; Ankara ve İstanbul'u bir kez daha aldı, üstüne Bursa gibi başka büyükşehirleri de kattı, Türkiye genelinde birinci parti çıktı.
Seçmeni bırakın... CHP'de değişimci ekibin kazandığı, Özgür Özel'in genel başkan seçildiği kurultay dahi kaç kez tekrarlandı. Ancak delegenin bile inadı tuttu, iradesini bir türlü düzeltmedi, arkasında daha güçlü durarak kayyuma davetiye çıkardı.
İktidar tabii yine sandıkla inatlaşacak, milli iradeyle zıtlaşacak değildi.
HDP'yle başlayan uygulama, DEM belediyelerine kayyumlarla zaten sürüyordu, rutine bağlanmıştı.
CHP belediyeleri içinse "silkeleme" dönemine geçildi.
Siyaseten aklananlar kurtulsun, diye yanlış partiden seçilenlere düzeltme kapısı da açıldı.
Sandık sonucunu sandıksız değiştirmek için bir imkan sunuluyordu. Siyaseten aklanamayanlarsa hesabını tarafsız ve bağımsız yargıya verecekti.
Muhalefet partilerinden seçilip AK Parti'ye geçen belediye başkanlarına katılım törenleri düzenlendi, alkışlarla rozetleri takıldı, demokrasi zaferiydi, coşkuyla kutlandı, hamdolsun milli irade kazanmıştı.
Üstünlerin hukukuna karşı hukukun üstünlüğü de kazanıyordu, çifte zafer, kazan-kazan yani, win-win.
Misal... CHP'den AK Parti'ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Çerçioğlu, ihaleye fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma suçlamalarından beraat etti.
AK Parti'li Osman Gökçek'le Turgut Altınok'un açıktan yolsuzlukla suçladığı Keçiören Belediye Başkanı Özarslan meselâ. CHP'den ayrılınca rahatladı, AK Parti'ye katılacağı en uygun günü iple çektiği söyleniyor.
Onlar da tutuklansın, diyen yok. Fakat onlar tutuklanmazken bunlar niye tutuklu yargılanıyor, diye soran çok.
İkna olacağına aklı daha kötü karışanlar merakta: Adâlet ve Kalkınma'nın şu adâleti, CHP'den AK Parti'ye geçmeyenler için de böyle tecelli etsin, niye etmiyor
BİR DE SANDIKLA İNATLAŞSALAR NELER OLACAKCHP'li Bursa Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, bir yıldır AK Parti'ye geçeceği iddialarını yalanlamaktan yorulmuştu.
Baştan iyi düşünecekti. 2019'da kıl payı kaçırdığı Bursa Büyükşehir'i 2024'te AK Parti'den hadi aldı, partisini de mi düzeltmez

3