Melek sandığımız şeytanlar

Akif Beki
Bugün
20

Haluk Levent ona inananların güvenini kötüye kullandı, diye inananları sorumlu tutanlar dönüp kendilerine sorsun: Melek sandıklarından hiç şeytan çıkmadı mı

Dolandırılanları dolandırıcıyla birlikte yargılarken sivil toplum dayanışmasını, insani yardımlaşmayı, vicdan ve güven duygusunu da sanık sandalyesine oturtuyorlar.

Daha dün okuduğumuz haberdi, "400 milyon liralık vurguna bir yılda tahliye, Yunus Emre Vakfı eski Enstitü Başkanı Şeref Ateş adli kontrolle bırakıldı" deniyor.

Yunus Emre bir kamu vakfı. Bakanlığa bağlı, bakanların gözetiminde, devletin kültürel diplomasi faaliyetleri için kurulmuş. Kamu zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, naylon fatura, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suç gelirlerini aklama iddialarından yöneticileri mahkemelik. Güvenip vakfı emanet edenleri, o görevlere atayanları sorumlu tutuyor muyuz

Ahbap olayını genelleyerek, sivil toplum kuruluşlarına güvenilemeyeceği fikrini yayanlara söylüyorum. Kötü örnek, emsal olmaz.

Devletin denetim gücü ve yetkisine sahip olanlar bile aldatılabiliyorken dedektif titizliği ve cinliğine sahip olmayan ünlüler ne yapsın

Kimler kimleri inandırıp kandırmadı ki...

Örnekleri sıralamaya FETÖ'ye aldanmadan başlayın. Siyasi atamalarda güvene ihanet edenlerin illa çetelesini mi çıkaralım

CHP'deki butlancılara, Kılıçdaroğlu'na filan bakıp tüm siyasilerin güvenilmez olduğunu nasıl düşünemezsek...

Devlet görevini kötüye kullanan kişilere bakıp kamu kurumlarına güvensizlik duymak nasıl yanlışsa...

Haluk Levent'ten hareketle devlet dışı insani yardım örgütlerine güveni yok etmek, toptan karalamak, Haluk Levent'in bu yüzünü tanımadan geçmişte desteklemiş Sunay Akın gibi kim varsa hedefe koymak, hepsini mahkum etmek de en az o kadar yanlış.

Çoğunluk haklı olarak kime güveneceğini bilemez hâlde. Kimse güvenilir değil, mesajı verilerek güven bunalımı daha da derinleştiriliyor.

Hayâl kırıklığı kaçınılmaz da, güvensizliği büyütmekten elimize ne geçecek

Arınma, temizlenme diye gelenlerin hâli ortada.

'Haram parayla alınmıştır' diyerek teşhir ettikleri arabayı Kılıçdaroğlu'nun kendisinin aldırıp bindiği anlaşıldığından beri, Özgür Özelcileri karalamak için ne deseler tersi çıkıyor. Rüzgara tükürmek gibi.

Reza Zarrab'a da hayırsever iş adamı payesi verilmişti.

Ne de olsa "ünlü dolandırıcı Sülün Osman, cezaevinde alın teriyle kazanma dersi verdi" haberleri görmüş milletiz.

"Ar namus tertemiz" deyimini yanlış anlayan çok. O deyim ar, namus konusunda temiz olmayı anlatmaz. Ardan arınmak anlamında utanmazlığı, arsızlığı anlatır. "Ar yılı değil, kâr yılı" anlayışındaki pişkinliğin başka bir ifadesi.

Şu siyasi kesimin melek sandıklarından şeytan çıkan var da, bu kesimin yok mu

Sağdan yaklaşan, haklı suretine giren, rahmani görünüp şeytanlık eden utanmazlar bugün var da, dün yok muydu

HER DEVRİN 'UTANMAZ ADAM'I

Yeri geldikçe hatırlatırım, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın roman karakteri Utanmaz Adam nasıl unutulur, diye.

Rahmetli Gürpınar, acıklı gülünçlüklerin romancısıydı.

Melek Sanmıştım Şeytanı ya da İki Hödüğün Seyahati öyküleri, bugüne de hitap etmez mi

Düzenbazlık başarı getiriyorsa, saygınlık ve itibar görüyorsa dürüst kalanlar enayi görünür, rol model değil.