Çocuklarımızı Trump'ın elçisinden kim koruyacak

ABD elçisi 'güçten anlaşılır' diyerek demokrasiyi terk etmesi çağırırken, biz çocuklarımıza haklının güçlü olduğu mesajı verebilir miyiz?

Akif Beki
Bugün
6
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazarın temel iddiası, Tom Barrack'ın Türkiye'ye yönelik 'otoriterlik öner, demokrasiyi unutun' mesajıdır ve bunu okul saldırılarından yola çıkarak eleştirir. Bu eleştiriyi ABD'nin antidemokratik önerilerine karşı durma ihtiyacıyla gerekçelendirir. Yazının kalbinde ise şu paradoks yatar: Şiddet salgınını çözmek için haklının güçlü olduğu bir toplumun kurulması lazım, oysa bize sunulan tasarı haklıyı değil, güçlüyü örnek almak istiyorsa, çözüm çöze karşı çıkmaz mı?

Ucuz siyasi polemiklerden başınızı alıp okulların güvenlik, temizlik ve beslenme gibi gerçek ihtiyaçlarına el atmaya fırsat bulamazsanız olacağı budur.

Milli Eğitim, Bakan Yusuf Tekin'e bırakılamayacak kadar hayati sorunlarla boğuşuyor.

Okul saldırılarının araştırılması için haftaya Meclis komisyonu kurulacak. Partilerin ortak önerisi. Duruma el koyacaklar. Umarım göstermelik, yasak savıp zevahiri kurtarmakla kalmaz.

Camiye, okula partizan siyaset sokmakta beis görülmezken okul saldırıları mı siyasetin dışında tutulacaktı Devlet gözetimindeki çocukların korunamayan can güvenliğine mi siyaset karıştırılmayacaktı

Zaten siyaset bunu da yapmayacaksa ne yapacak, kapatsın dükkanı.

Daraltılacak, kısıtlanacak, yasaklanacak bir alan varsa o da çocukları güce, şiddete yönelten mesajlar ve ortamlardır.

Gücün, şiddetin propagandasını serbest salıp o alanı siyasi eleştiriye kapatmak teklif dahi edilemez.

Ajitasyona, provokasyona, halkı endişe ve infiale sevk etmeye geçit vermeden oturup sorumlu, sağduyulu, adam akıllı konuşmak zorundayız. Durum vahim ve âcil.

'DEMOKRASİ NEYİNİZE ANCAK GÜÇTEN ANLARSINIZ' MESAJI

Bakın; hem de biz acı bir okul saldırısı, bir akran katliamı üzerine çocukları şiddete teşvik eden, güce özendiren kötü örnekleri tartışırken Trump'ın elçisi dün bize ne mesaj veriyordu...

ABD'nin zevzek Ankara Büyükelçisi Barrack, Antalya Diplomasi Forumu'ndaydı. Yine lâfını bilmedi. Bizim için diyordu ki; bunlar güçten anlar, güce saygı duyar...

Kulağa antidemokratik geleceğinin farkında olduğunu bizzat belirtmesine mi yanarsınız, yoksa ardından şu söylediklerine mi:

"Dünyanın bu bölgesi sadece tek bir şeye saygı duyar, güç.

Eğer güç göstermezseniz, zayıflık gösterirseniz savunmada kalırsınız...

Bölgeyi incelerseniz işe yarayan tek şeyin, altını çiziyorum tek şeyin, Körfez'deki şefkatli monarşiler, güçlü liderlik rejimleri olduğunu fark edersiniz.

Bunun dışındaki her şey, yani o Arap Baharı süreci, sadece sönümlendi ve yok olup gitti.

Demokrasi ya da insan hakları adına müdahale ettiğimiz ülkeler ise hüsrana uğradı.

Günün sonunda refah; İsrail'in, çıkarlarını Körfez'le ve bu köklü medeniyetlerle ortak bir paydada buluşturmasından geçiyor."

İSRAİL'E HOŞGÖRÜLÜ KRALLIKLAR ÖNERİYOR BÖLGEYE

Kısacası vazgeçin artık şu demokrasi sevdasından, demeye getiriyor. Neresinden başlayacaksınız...

Şürekası da aynen Trump gibi sultan ve saltanat seviyor, emirlerle veliahtlara bayılıyorlar.

Sadece bize, Orta Doğu'ya mı demokrasiyi çok görüyorlar Hayır. Ellerinden gelse ABD'yi de bugün monarşiye çevirirler. Bunu da hoşgörülü monarşi, diye satarlar.

Kendileri kral olduğu sürece Trump ve adamları için krallıktan iyisi yok.

Kulak vereceğimiz ses, kurallar yerine krallık düzenlerinde yaşamayı öneren bu uğursuz boşboğaz olabilir mi

Ne istediğini saklamıyor; halklarına rağmen İsrail'le dost geçinecek, ittifaka girecek monarşiler. Hoşgörülü monarşi gibi süslü bir tanımla da bunu şirinleştiriyor. Kime hoşgörülü, demezsiniz artık. İsrail'e bittabii.

Zaten İran'daki molla diktasının suçu da rejimin halkına acımasızlığı değil, İsrail'e hoşgörüsüz olması.