Bayrampaşa Cezaevinden Necati Özdemir adında bir savcı da geçti. Ahbabımdı, gazeteci ve savcı olarak başlamıştı tanışıklığımız.
Yaşı yetenler hatırlayacaktır. Bayrampaşa'daki 15 aylık görevinde ülkenin en tanınmış, en medyatik, en konuşulan efsane savcısı olmuştu.
Ama onun ünü, ünlüleri tutuklaması ya da tutuklulara acımasızlığından, kötü muamele etmesinden gelmiyordu. Mahkum ve tutuklu haklarına insanî yaklaşımlarıyla dikkat çekmiş, öyle isim yapmıştı.
Kulağa tezat gibi gelecek belki, cezaevi sakinlerine hayatı zindan etmek istemeyen merhametli ve âdil bir savcıydı. Nerede kaldı mahkum ve tutuklulara eziyet etmek, zorluk ve adâletsizlik yaşatmak...
Necati Özdemir bu yüzden de dönemin Hakimler ve Savcılar Kuruluyla sürekli sorun yaşardı, aldığı uyarı cezaları savcılıktan ihracına kadar vardı.
Suçu; cezaevi savcılığına alışılagelenden farklı bakmasıydı. Acımasıyla medyatik oldu, sevecenlikleriyle haberlere çıktı, içeridekilere şefkatiyle kendini konuşturdu. Buydu kusuru.
Bugün de tanınmış, adından bahsettiren, medyatik savcılarımız çıkıyor, çıkmıyor değil. Ama daha çok tartışmalı soruşturmalar ve pek sevecen bulunmayan tutuklama kararlarıyla tanınıyorlar. HSK'yla da bir sıkıntı yaşamıyor, hatta ödüllendiriliyorlar bile.
Ünlüler tutuklanır, savcılar ünlenirken adâletin güven ve popülerlik kazanmaması nasıl bir terslik olduğunu anlatmıyor mu
Yanılmıyorsam 1997'deydi, Kurban Bayramı'nın ilk gününü Bayrampaşa Cezaevinde Savcı Özdemir'le geçirmiştim. Kurban kesimini izlemiş, koğuşları dolaşıp bayramlaşmıştık. İzin verildiği kadarını yanımdaki kameraman arkadaşım çekmişti. Kanal 7'deki programımda yer vermiştim.
Özdemir'in mahpuslara sağladığı insanî yaşam koşullarını ve buna mukabil nasıl sevildiğini, sayıldığını, devletin ceza adâletini ne iyi temsil ettiğini gözümle görmüştüm.
Riyâ yok, seyahat özgürlüğümü kullanıyorum şu an. Ren Nehri üstünde seyir hâlindeyim. Az yorgunluk, çok gezinin kompetanı Gazella'dan bir nehir teknesi turuna yazılmıştım yine.
Geçen bayram içime sinmediği için iptal etmiştim, geçen seneki Ramazan Bayramı'nda da şimdi uygun olmaz diye ertelemiştim. Adâlet böyleyken uygun zamanı çok beklerim, diyerek planı bu kez bozmadım.
Fakat evde de otursam seyahate de çıksam değişmiyor; bayramı içeride geçirenleri, cezaevinde haksız yatanları düşünmeden edemiyorum.

30