Yeni nesil muhalefet

Doruk Maden İşçilerinin eylemlerini nasıl okumalı

Haklarını alamadıkları iddiasıyla Eskişehir'den yola çıktılar, Ankara'ya doğru yürümeye başladılar. Yer yer jandarma – polis çevirmelerinde yol kenarına oturup, Sarı baretleri ile tak tak yere vurmaları sembol oldu... Ankara'ya geldiler, polis kuşatmasına maruz kaldılar, günlerce parklarda sabahladılar... Usanmaları, yılmaları beklendi. "Tak tak" sesleri Ankara sokaklarında çınladı. Nihayet Ankara, yani "Devlet" duydu onları. "Gelin konuşalım" dendi. İşveren çağırıldı, üç bakan yardımcısının huzurunda – kefaletleri ile söz alındı. 15 gün içinde hakları ödenecekti.

15 gün geçti, patron "Param yok, ödeyemedim" dedi. Madenciler sarı baretleri ile yeniden yola çıktı.

Türkiye'de yüzlerce maden, binlerce maden işçisi ve o kadar da mağduriyet var. Ucuz işçilik, can güvenliği riski, şu bu... Sineye çekerseniz, ocaklarda kıvranır durur, çocuklarınızı öksüz, eşlerinizi dul bırakırsınız.

Doruk Madencilik işçileri, bir başka şeyi göze aldı. Coplanmayı, gaz sıkılmasını, yolların kesilmesini, tabanlarının şişmesini... Ankara seslerini duysun, "şu işverene bir şey desin" diye...

Haklar alınacaksa böyle alınır bu dünyada... Topraklarına, ağaçlarına sahip çıkan Akbelen kadınları, Karadeniz kadınları da onu yapmaya çalışıyorlar.

....

Gelelim siyasi muhalefete...

Türkiye'yi yönetenler, Cumhurbaşkanı ve İttifak ortağı ile, Özgür Özel'in muhalefet tarzından rahatsız. "Ankara'ya gel" çağrıları bu rahatsızlığın işareti.

Özgür Özel 18-19 Mart'tan beri bir başka şey yapıyor. O tarih, CHP'nin belediyelerde başlayıp, merkezi iktidara doğru yürüyen siyasi tırmanışının, Ekrem İmamoğlu'nun şahsında, yani onun diploma iptali ile, onun tutuklanması ile, binlerce yıllık hapis talebi ile, casusluk gibi, her insan için utanç suçlamasına maruz bırakılması ile....durdurulmasının tarihidir.

Özgür Özel onu "darbe" olarak niteleyecektir. "İktidarın yargı kolları üzerinden gerçekleştirdiği darbe..."

Sonra Emniyet devreye girecektir, iktidarın kontrol ettiği medya devreye girecektir, Yargı üzerinden başka hamleler devreye girecektir. "İtirafçılar, şunlar bunlar..."

Türkiye bu tarz operasyonlara alışıktır. Bir Genelkurmay Başkanı (İlker Başbuğ) yine bu iktidar döneminde terör örgütünün başı olmak suçlaması ile 26 ay cezaevinde yatacaktır.

Özgür Özel, 18-19 Mart'ı "darbe" olarak okuyunca, işin "Yargı kolları, medya kolları, siyasi irade boyutunu" hesaba katınca, içine sürüklendikleri kıskacı – kuşatmayı bedeninde hisseder. Acaba içinde "Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir" gibi bir kuşatılma duygusu oluşmuş mudur Ne de olsa CHP üzerinden kendisini Kuva-yı Milliye ile irtibatlı sayar.

Bir yandan yargı mücadelesi göze alınır. Başka çare yoktur çünkü, yol arkadaşın tutuklanmıştır.

Ama ya o yargı operasyonu zaten yargısız infazın tiyatro sahnesinden ibaretse...

Özgür Özel, belki spontane bir refleksle, belki tıkanmanın getirdiği arayışla, belki içinde hissettiği acıyla, 18-19 Mart gecesi, Saraçhane'yi miting – eylem meydanına dönüştürdü.

Özgür Özel, 18/19 Mart 2025'ten bu yana Saraçhane ruhunu Anadolu'ya taşımak için adeta kendini parçaladı. Acaba yine Kuva-yı milliyeden bir esinti mi yansımıştır içine

"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır....." diyerek yollara düşmek ve "Vatandaşın sesiyle – direnciyle buluşmak..." yani...

Siz ne derseniz deyin insanların içine hükmedemezsiniz. Kaç miting yaptı 100 bilmem kaç. Anadolu'da basmadık toprak bırakmadı dense yeri. Bu bilindik bir muhalefet tarzı değil Türkiye'de... Bir de hatırlıyorum, 12 Mart 1971'den sonra Demirel meydan meydan