Virüs ne kadar yaygın, araştırıldı mı

Fon krizi, iktidar ve Ak parti merkezli bir iş.

İktidar merkezli, çünkü işin kriz noktasına gelmesinde iktidarın belirlediği kadroların sağlıklı denetim yapamaması var.

Ak Parti merkezli, çünkü krizi oluşturan ve krizden nemalanan insanların önemli bir kısmı ya Ak Parti bünyesinde önemli makamlarda bulunuyor ya da "iltisaklı" ilişkiler içinde.

Muhalefet ister haklı olarak densin ister, eline geçmiş fırsatı değerlendiriyor diye yorumlansın, iktidara da, onun başında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da, bu arada iktidarın büyük ortağı olarak Ak Parti'ye de yükleniyor.

Peki krizin patladığı günden bugüne fazla konuşmayan Tayyip Erdoğan, hem Cumhurbaşkanı olarak hem de Ak Parti genel başkanı olarak bu işe ne diyor

Konuştu Erdoğan. Beştepe'de ekonomi kurmaylarıyla bir araya geldiği 3 saat süren kritik toplantının ardından, Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında konuştu. Alandan gelen partililere bir anlamda "savunma" diye nitelenebilecek açıklamalar yaptı.

Erdoğan beklendiği gibi muhalefetin kriz üzerinden iktidara yüklenmesinden rahatsız olmuştu. Onları "kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlâk dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkmak"la suçladı ve onlara "Hadi buradan!" diye seslendi.

Fakat işin muhalefete yüklenmekle bitmeyeceğinin farkında olmalıydı. Fon krizinin patladığı gün, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı bir kişi kendisinden "affı"nı talep etmiş, kendisi de bunu kabul etmişti.

Ardından muhalefet temsilcileri ya da medya mensupları, krizin içinde at oynatan kişilerin "Ak Parti ile iltisaklı" durumlarına ilişkin listeler yayınlıyorlardı.

28 yaşındaki genç, yat, özel jet bilmem nelerle sınıf atlama safhasına, Ak Parti Gençlik Kollarında iken Rabia işareti yapa yapa gelmişti.

Başkaları partinin en üst kademeleri ile derin yakınlıklar içindeydi.

Bunlar medyada – sosyal medyada dönmekteydi.

Seçime gidilen şu süreçte, vatandaşın duygu dünyasına çok önem vermesi beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, zemindeki bu atmosferi görmezden gelemezdi.

Onun için konuşmasında, içe dönük mesajlar vermek durumunda kaldı. Erdoğan'a göre

"Ben olmasam bu hareket olmaz" diyen, böyle düşünen varsa (bunlar) çok büyük bir gaflet içinde"ydi.

Aynı şekilde "Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına, sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa" (onlar da ) aynı şekilde büyük bir yanılgı içindeydi."

Erdoğan'a göre "AK Parti, 14 Ağustos 2001'de yoksulların, mazlumların, mağdurların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olmuştu. AK Parti'nin misyonu, çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemişti. Hiçbir zaman da değişmeyecekti." Erdoğan bu ifadeye "inşallah" temennisini ekliyordu.

Ama işin bir de başka tarafı vardı. Onu şöyle anlattı Erdoğan:

"Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenler olabilir. Farklı ajanda taşıyanlar, farklı gündemi olanlar çıkabilir.

"Bakın, 25 yılda bunun her türlü örneğini gördük. Kimilerinin başı döndü. Kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi dâvâsını milletin ve ümmetin dâvâsının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı."