Humeyni'den sonra İran'ın en büyük dini lideri o olmuştu: Ayetullah Ali Hameney.
ABD ve İsrail'in birlikte gerçekleştirdiği 28 Şubat saldırılarında hayatını kaybetti.
ABD – İsrail ortak yapımı nokta suikastlarla Hameney ile birlikte 40 civarında İran'lı üst düzey komutan – yönetici katledildi.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, bu 40 kişinin Kükreyen Aslan Operasyonu'nun ilk dalgasında "bir dakikadan kısa bir süre içinde" öldürüldüğü ifade edildi.
2025 Haziranı'ndan bu yana ABD – İsrail saldırılarında nokta atışlarla katledilen İran'lı üst düzey yönetici sayısının 90'a ulaştığı belirtiliyor.
28 Şubat'tan bu yana 4 ayı aşkın bir zaman gerçekleşti.
Ve Hameney'in cenazesi şu sıralar kaldırılıyor. İran – Irak ayakta... Çünkü cenaze İran'da defnedilecek ama Irak'a da götürülüp getirilecek...
Türkiye'den cenazeye, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz iştirak ediyor. Ayrıca Saadet, Gelecek, Yeniden Refah, Vatan Partisi gibi partilerin temsilcileri var.
Tam da bu sırada Türkiye'de NATO zirvesi gerçekleştiriliyor.
Zirvenin en flaş yanı, Trump'ın da katılacak olması. Trump zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daveti ile katılıyor. Davetçi Erdoğan olmasa katılmayacağını ifadelendirerek üstelik. İktidar cenahı Trump'ın katılımını çok önemli buluyor.
Zirve başta Ankara olmak üzere yakın – uzak pek çok şehre güvenlik tedbirleri – makyaj boyutunda olağanüstülükler yaşatıyor.
Trump'a yatırım yapıyoruz. Trump, Amerika'nın Türkiye'ye yönelik tavırlarını değiştirirse, zirveyi kârlı kapatacağımızı hesap ediyoruz.
Burada en kritik soru şu:
-İran bekledi, bekledi ve bu cenaze törenini tam da Ankara'da NATO Zirvesi yapılacağı zamana mı denk getirdi
Belli ki Hameney'in katli ile Trump arasında bir hesaplaşma konusu var.
Unutulmuş mudur acaba, Hameney'in öldürüldüğünü ilk açıklayan zat Trump'ın taa kendisi idi. Trump bunu açıklayarak İran'ın diz çökeceği ümidini seslendirmiş oluyordu o günlerde...
Oysa İran Trump'ı çıldırtacak bir direnç sergiledi.
Trump Gazze ile başlayan ve İran savaşı ile devam eden süreçte İsrail'in bütün günahlarına ortaktır.
Bunun ne anlama geldiğini bir Avrupa Parlamentosu toplantısında en güzel şekilde ifade eden de, AP'deki İspanyol temsilci İrene Montero olmuştur. Haziran'da yapılan toplantıda Avrupa'nın Gazze, İran ve Lübnan konularında etkisiz kaldığını savunan Montero, konuşmasını o günlerde 80 yaşına basan Trump'a yönelik "Doğum günün kutlu olsun, Bay Soykırım" sözleriyle tamamladı.
Evet, işte bir yerden baktığınızda "Bay soykırım" oluyor Trump, bir yerden baktığınızda Zirve'nin onur konuğuna dönüşüyor.
Dünkü Karar'da, Feyza Nur Çalıkoğlu'nun hazırladığı haberde Siyaset bilimci Muhammed Yaghi, "ABD'nin Ortadoğu politikasında İsrail'in artık yalnızca etkili bir müttefik değil, politikanın şekillendiği merkezin parçası haline geldiğini" ifade ediyor. (https://www.karar.com- Washington-Tel Aviv hattında yeni dönem: Ayrı politika değil, ortak strateji)
***
ABD – İsrail ilişkileri, Türkiye – ABD – Trump ilişkileri ve Türkiye İsrail ilişkileri...
Belli ki bu alanlarda ahenksiz bir durum söz konusu...
Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "iyi" ilişkilerinden de yola çıkarak Ortadoğu politikalarında Trump'la paralel durma eğiliminde.
En son Dışişleri Bakanı Hakan Fidan

10