NATO Zirvesi gündemi ısınıyor. Belli ki Ankara hareketli günler yaşayacak.
Zirveye Trump davet edildi Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ve Trump da, bu daveti önemseyerek gelmeyi kabul etti.
Zirve dolayısıyla Erdoğan ile Trump arasında ikili görüşme yapılacak, bu da bizim tarafın çok önemsediği bir olaydır. Amerika ile ilişki alanı geniştir ve bir çoğunda da problem vardır. Bu buluşmalarda problemler azaltılması Türkiye tarafından önemsenir.
Trump-show bu tür zirvelerin geleneğidir. Trump kendinden bahsettirmeyi çok sever.
İlk gösteriler geldi, bunlarda Erdoğan'a yönelik şirinlik ifadelerini tanıyoruz, ancak yaşanacak süreçte Trump dilinin serbestliği boyutunda perde arkasında yaşanan farklı gelişmeleri de öğrenme imkânımızın olacağı anlaşılıyor.
Trump Beyaz Saray'daki toplantıda, Erdoğan'ın, İran'la yaşanan savaşa ilişkin tutumuna dair bazı şeyler söyledi meselâ.
"O benim bir dostum ve savaşın dışında kaldı. Biliyorsunuz, İran'la yaşanan savaşa dahil olabilecek en güçlü adaylardan biriydi. Hatta belki de İran'ın tarafında yer alabilirdi. Çünkü bildiğiniz gibi İsrail'in büyük bir hayranı değil. Ben de ondan savaşın dışında kalmasını istedim. O da öyle yaptı."
Amerika ve İsrail'in İran'a yönelik ilk saldırıları 13 – 24 Haziren 2025'te gerçekleşti. Bu saldırılarda çok sayıda nükleer bilim insanı ve Devrim Muhafızları komutanı öldürüldü.
İkinci saldırı 28 Şubat 2026'da başladı, bu saldırılarda İran'ın dini lideri Ayetullah Hameney dahil, genelkurmay başkanı dahil, bir çok üst düzey devlet adamı nokta ateşlerle katledildi.
İran'ın da misillemeleri oldu, Hürmüz Körfezini kapatmak gibi stratejik hamleleri gerçekleşti.
Ama Amerika – İsrail saldırıları ilk okul çocukları dahil sivil alan – askeri alan ayırdetmeksizin İran topraklarına ateş kustu.
Trump'ın da ifade ettiği gibi, Amerika'daki sivil – askeri karar vericilerde saldırıları başlatmadan önce "Acaba Türkiye'nin tavrı ne olur" gibi bir değerlendirmenin yapıldığını tahmin etmek zor değil.
Çünkü İran Türkiye'nin komşusu, çünkü iki ülke de Müslüman, çünkü daha önceki ABD – İran ilişkilerinde Türkiye, İran lehine tavırlar sergilemiş. Zaten bu sebeple kimi yaptırımlara da maruz kalmış.
-Acaba Türkiye'nin tavrı ne olur
Trump'ın sözlerinden, bu süreçte Erdoğan'a ulaşıldığı, ondan savaşta tarafsız kalmasının, hele "İran lehine" bir tutumun benimsenmemesinin istendiğini anlıyoruz.
-Biz İsrail'le, yani Netanyahu ile birlikte en yüksek liderliklerini yok etmek de dahil İran'a çullanacağız. Duyarlılık göstereceğinizi tehmin zetmek zor değil ama bu defa tarafsız kalın.
Savaş sürecinde Trump'ın İran'a "Sizi haritadan sileceğiz" gibi tehditler yönelttiğini biliyoruz.
Bütün bunlar Türkiye'nin gözleri önünde cereyan etti.
Savaşa girmedik.
Trump'ın beklentisini boşa çıkarmadık. Bunu Türk dış politikisanın parlak diplomasisinin yansıması olarak sunduk. Ara sıra İran'ın bölgedeki ABD müttefikllerine (Türkiye'nin de müttefik halkası içinde) yönelik saldırılarını kınarken, hiç de kıyaslanabilir nitelikte olmayan vahşilikteki Amerikan – İsrail güçlerinin yağdırdığı bombaları da kınamayı teselli verici bir tavır olarak niteledik.

14